Telaş Yok, Her Şey Kitaba Uygun
Şu noktayı kesinlikle kabul ediyorum ki, sadece Mehmet Ali Yılmaz’ın ve çalışma arkadaşlarının hatalarını ortaya koymakla Trabzonspor’u iyi yerlere taşımak mümkün değil. Yılmaz yönetimlerinin yanlışları, kimsenin doğruları olamaz. Bu konuya yakında geniş yer ayıracağım inşallah; lakin başta başkan bey olmak üzere tüm yönetim öyle bir söylem ve eylem grafiği çiziyorlar k,i onlara öncelik vermekten kendini alamıyor insan.
***
Demem o ki, hem üç sezondur bir yaptığınız bir yaptığınızı tutmayacak, hem de bu işi çok iyi becerdiğinizi iddia edeceksiniz. Alt yapıya önem vermekten söz edip Trabzon kökenli milli oyuncularınızı takas metaı olarak kullanacaksınız; istikrar ararken, birden hatırlamakta güçlük çektiğimiz sayıda teknik adamı üç sezona sığdıracaksınız; içimizden bir ismi, önce her konudan sorumlu “genel menacer” sıfatıyla, kılıcınız gibi kulllanacak, işiniz bitince de, bu kentin başka bir evladına kurban edeceksiniz; kongrede, bu kulübe karşılık beklemeden hizmet etmesi için oy verilen bir ismi, bir çırpıda maaşlı memur kadrosuna geçireceksiniz, Trabzonspor yönetim kurulunun çoğu önemli toplantısını ve bir sokak gösterisi haricindeki hemen tüm medyatik transfer törenlerini çeşitli yörelerdeki turistik tesislerde yapacaksınız. Ve en önemlisi, bütün bunları yeniden yapılanma, çağdaşlaşma ve kurumlaşma gibi etkileyici başlıklar altında yutturmaya çalışacaksınız. Kusura bakmayın ama, böyle bir icraatın sorumluları büyük bir kulübün yönetim kurulu olamaz; olsa olsa fıkra olur fıkra! Aşağıdaki gibi yani…
***
Derin hocalarıyla ünlü memleketin birinde adam işinden evine döndüğünde oğluna sormuş “Uşağum, anan nerdedur?” Çarşıya gittiği cevabını alınca da birden telaşlanmış. Aman uşağum, demiş; ben çarşidan kecerken hoca efendiyi körmüştum. Hemen çarşıya inip anani pulalum, bizim hoca hem işini pecerur, hem de kitabina uydurur!
***
Fıkradan, vak’aya geçiyoruz. Malumunuz, alt yapının ne demek olduğunu kimselerin bilmediği bir dönemde mükemmele yakın bir alt yapı organizasyonuna imza atmış, bir Anadolu takımını (ilk kez olmasa bile) iki kez lig şampiyonu yapmış Özkan Sümer hocamız, görevinden uzaklaştırıldı. Sümer, bu gelişmeyi kendine özgü sert tavrıyla ve “Trabzonspor’u yönetenler, kişileri feda ederek kurumu kurtarma yanlışından vazgeçmelidir.” açıklamasıyla karşıladı. Evet, Özkan hoca sözünde pek haksız değildir ve fakat eksiktir. Bir kere o kastettiği hemşehrilerimiz sadece kişileri değil çok önemli değerleri de feda etmekte mahir hale gelmişlerdir. Lakin daha önemlisi, bunu kurumu değil, kendilerini kurtarmak kaygısıyla yapmaktadırlar ki, asıl vahim olan da budur.
***
Peki ya madalyonun diğer yüzü? Yukarıdaki veciz cümleyi, neredeyse tüm profesyonel kariyeri boyunca bu kulübün maaşlı memuru olmuş, son yıllarda yönetimde görev alan isimlerin çoğundan daha iyi bir parasal duruma sahip olmakla birlikte asla Trabzonspor’a maaşsız, mesela yönetici olarak hizmet vermeyi düşünmemiş, yakın geçmişini çok geniş bir eleştiri yelpazesiyle geçirmiş ve dahası sportif demokrasiye inancı ve desteği tartışılabilir bir kişinin sarfetmiş olması önemli bir ibret vesikasıdır. Ve bir kez daha görülmüştür ki, demokrasi, hak ve hukuk kime ve ne zaman gerekli olacağı önceden kestirilemeyen kıymetlerdir. Bu nedenle de, hem kişinin içinde, hem de kişiler arasında, büyütülerek yaşatılmaları kaçınılmazdır. 4 Haziran 2000