Genel Futbol Yazıları

Gökdeniz, Son Kez

Yolun ortasındaki trafik polisi eliyle ‘devam edin’ işareti yaptı; 19 Mayıs Stadyumu’nun, Gençlik Parkı’na bakan kapısından çıkarak sola doğru, Stat Otel istikametine döndük. “Jamarauli’yi nasıl buldun?” diye sordu Ali Savaş. “Küçük maçların oyuncusu, fazla bir şey bekleme” diye yanıtladıktan sonra “Sen asıl Gökdeniz’e dikkat et. Turgay Semercioğlu’dan sonra sağ kanatta izlediğim en iyi oyuncu” dedim; “Geleceğin yıldızı kesinlikle o”

Harika bir bahar pazarıydı, 22 Mayıs 2000… ‘Gökdeniz’ kelimesine bir yazımda ilk kez yer verdiğim gün….

***

Aradan zaman geçti, Gökdeniz, o kutsal bordo-mavi formayı sırtına sağlam bir şekilde geçirdi. İsminin yanına soyadını da ekledi: O artık herkesin tanıdığı Gökdeniz Karadeniz’di. Adıyla, soyadıyla, sırtındaki 61 nolu plakasıyla o artık gerçek bir Trabzonsporluydu.

Gökdeniz’in çok parlak performansları da oldu, çok silik maçları da. Trabzonspor yazarları onu bazen göklere çıkardı, bazen de acımasızca eleştirdi. İki ucun hareket noktası aynıydı ama: Gökdeniz, Trabzonspor’un dünyaca meşhur altyapısından çıkmış gerçek bir yıldız adayıydı. Takımın yıldız oyuncuya hasret kaldığı ortamda ondan çok şeyler bekleniyordu. İyi oynadığı günler bu gerçeğin desteğiyle övülüyor, kötü oynadığı günlerde ise eleştirinin dozu biraz kaçırılıyordu.

Erişilmesi zor hızıyla, oyunu diklemesine rakip alana taşıyışıyla, her türlü asist yeteneğiyle ve gole yakınlığıyla Gökdeniz kısa sürede sadece Trabzonsporluların değil, diğer futbolseverlerin de ilgi odağı oldu. Transfer listelerine girdi, İstanbul oligarşisini peşinden koşturmaya başladı. İşte buradan sonra Gökdeniz Karadeniz’in hikayesi çok daha ilginç bir hale büründü.

***

Gökdeniz’in yıldızının parlaması, Trabzonspor’un kurum ve takım olarak yıldızının en sönük olduğu döneme denk gelmişti. Kulüp, saha başarısızlığının ötesinde, çok büyük bir borç yükünün kıskacındaydı. Bu olumsuz tablo, İstanbul kulüplerinin iştahını daha bir kabartıyor, Trabzonspor’u çok zor şartlar altında idare etmeye çalışan insanların aklını ise epeyce karıştırıyordu. Çünkü, Gökdeniz’in iyi bir paraya satılması Trabzonspor’u maddi açıdan düzlüğe çıkarabilirdi.

Konu transfer olunca, İstanbul’da konuşlu yaygın medya da rahat durmadı tabii. Merkez bürolardaki hokkabazlar ile geçimini neredeyse Trabzonsporlu oyuncuların İstanbul oligarşisine sahte transfer haberlerine bağlamış Trabzon ikametli bazı kalemler Gökdeniz’i belli aralıklarla ve rotasyon yöntemiyle Galatasaray’a, Fenerbahçe’ye ve Beşiktaş’a satma yarışına girdiler hayal borsalarında.

İşin kötüsü, geçen sezonun sonuna doğru, Trabzonspor camiasında “Gökdeniz ile Aurello’yu satalım, kulübü kurtaralım, sonra yeni bir kadro kuralım” diyenlerin sayısı hiç de az değildi. Bu satırların yazarı ise “Gökdeniz ve Aurello tutulmalı, geri kalanların hepsi gözden çıkarılabilir” diyordu…

Şimdi… Bir geçen sezonki kadroya, bir de bu sezon kupayı kazanan kadroya bir bakınız lütfen. Gökdeniz ve Aurello dışındakilerin hepsi değişmiş ve Trabzonspor 8 (yazı ile sekiz) yıl aradan sonra bir kupa kazanmış. Hesap ortada.

***

Bugün gelinen noktada Trabzonspor’un Aurello’yu elden kaçırdığı kesin gibi. Gökdeniz için ise çok cazip teklifler geliyor, diyorlar, üç İstanbul kulübünden. Trabzonspor yönetimine yakın kaynaklar ise, bir yönetim kurulu toplantısından “10 milyon dolar bile teklif edilse Gökdeniz’in bırakılmaması” şeklinde karar çıktığını söylüyorlar, ki doğrusu da budur. Peki neden budur?

Daha önce üç ayrı yazıda [“Gökdeniz Trabzonspor’un geleceğidir”, “Faks marifetiyle enteresanlık” ve “Oğlumuzu satıyoruz”] bu konuyu işledim: Gökdeniz Karadeniz’in Trabzonspor için anlamı çok farklıdır. Böyle bir oyuncunun bu denli genç bir yaşta yuvadan uçmasına göz yumulması adeta bir intihar olur. Neden mi?

Trabzonspor, bizzat mevcut başkanı tarafından kurulan ve geliştirilen müthiş bir altyapı sistemine sahiptir. Ve, Trabzonspor’un hedefi, takım kadrosunu ağırlıklı olarak altyapıdan gelen oyunculardan oluşturmaktır. Bu hedefin ne denli gerçekçi olduğu da son zamanlarda açıkça gösterilmiştir. Trabzonspor’un elinde çok sayıda yıldız adayı genç yetenek bulunmaktadır. Ve, bu gençlerin gözü, Gökdeniz Karadeniz gibi orta kıdemli ağabeylerindedir.

Trabzonspor, henüz üç sezon bile yararlanamadığı 23 yaşındaki bir oyuncusunu, hem de hala iki yıllık sözleşmesi varken elinden çıkarırsa, bundan sonra altyapıdan gelecek her oyuncu, aktif futbolculuk kariyerinin sadece ilk birkaç yılını bordo-mavi forma ile geçirdikten sonra İstanbul’a yelken açmanın doğal bir seyir olacağını düşünecektir. Bu ise, Trabzonspor’un hedeflediği altyapı-üstyapı köprüsüne dinamit konmasıyla eşdeğer olacaktır.

Trabzonspor’un maddi sıkışıklığının henüz tam olarak giderilemediği bilinmektedir. Trabzonspor’un bir atılım fırsatı olarak kullanması gereken 15 Aralık 2002 kongresinden umulanın aksine bölünerek çıktığı da sabittir. Ancak, bu olumsuz gerçeklerden hiçbiri halen Trabzonspor’u yöneten isimlere, hele de kongre döneminde sanki göreve geldiğinde büyük maddi kaynak sağlayacakmış havasıyla “Özkan hocanın listesini biz yaparız, başkası karışamaz” diyen arkadaşlarımıza ‘oyuncu satarak ekonomi yapma’ hakkını vermez.

Gelinen bu noktada kesin olan bir şey var: Bu kadroya takviye yapılarak önümüzdeki sezonda daha büyük başarılar, hatta lig şampiyonluğu kovalanmalıdır. Bu kadroyu bozan, oyunu bozmuş olur. Oyun bozulunca da sihir bozulur, yönetim otomatikman lağvolur.

***

Bu kez gelelim konunun Gökdeniz özeline. Bu kardeşimizi her Trabzonsporlu gibi ben de çok beğendim, çok sevdim. Onun haberi yoktur elbette; Trabzonspor’da kalması için en büyük gayretlerden birini de, Ergun Ata ağabeyi ile birlikte ben gösterdim. Hep “Trabzonspor formasını giyen her oyuncunun yüzüne baktığımda kardeşimi görmüş gibi olurum” diyen ben, geçen yıl “Onun yirmi yaşının çocuksu yüzünde, hem kendi çocukluğumun Trabzonspor’unu, hem de kendi çocuğumun gelecekteki Trabzonspor’unu buldum. O’nu her maçta ayrı bir göz temasıyla, ayrı bir gönül bağıyla izledim.” diye yazdım. “Gökdeniz’i satacak yönetici daha anasının karnından doğmadı” diye iddialı yazılar döşendim. Lâkin bunları Gökdeniz’i tanıdığım için değil, aslında onun şahsına da değil, onun temsil ettiği kutsal değerler adına yaptım. Peki buna karşılık Gökdeniz ne yaptı?

Gökdeniz Karadeniz kardeşimiz, bir gün olsun ağız dolusu, yürek ürünü bir “Ben Trabzonspor’da doğdum, Trabzonspor’da öleceğim” diyemedi. Yıldızının ilk parladığı günlerden itibaren hep bonservisini, alacağını, profesyonelliğini dile getirdi. Kendisini Gökdeniz Karadeniz yapan yuvası için sadece iki buçuk yıllık ve o da tavan bedel karşılığında verdiği hizmeti “vefa borcumu ödedim” abukluğuna taşıdı. Kafasına göre takıldı, sempatisini yitirdi, kendisiyle fotoğraf çektirmek için koşturup gelen hayranlarını dahi küstürdü. Beni bile artık ekranda onun yüzünü gördüğümde önceden hissettiklerimi hissedemez hale getirdi.

Oysa biz Gökdeniz’e o daha farkında bile değilken “geleceğin yıldızı”, “paranın satın alamayacağı oyuncu”, “dünyanın her takımında oynayabilecek yetenek” sıfatlarını yakıştırmıştık. Transferin gözdesi olacağını, o daha ‘transfer’ kelimesini doğru telaffuz edemezken dile getirmiştik. Bugün de kendisine diyorum ki: “Gökdeniz kardeşim, bize neler olabileceğini anlatmaya çalışmasan da olur; zira biz bunları zaten senden önce anlatmıştık. Ama daha önemlisi… Bize ne olamayacağını da göstermeye daha fazla çabalama lütfen; işte bizi en çok bu üzer, örseler!..”

Sözün özü, Gökdeniz Karadeniz, bugüne kadar oyuncu olarak bizi pek yanıltmadı; ama bir Trabzonsporlu olarak beklenilen, umulan tabloyu çizemedi, felsefeyi özümleyemedi, yüklenilen misyonu taşıyamadı. Bunları, “Gökdeniz artık Trabzonspor’a yaramaz” düşüncesi ile yazdığı sanmayın sakın. Gökdeniz Trabzonspor’da kalmalıdır, kalacaktır. Hem kendisi, hem de Trabzonspor için doğrusu budur. Altyapıdan gelen oyunculara doğru yolu göstermek adına yapılması gereken de budur. Gökdeniz gibi bir yıldızlık eşiğindeki bir oyuncunun daha önceki örnekler gibi sefil olup yitmemesi için, yani kendi yararı için de doğru yol budur. Benim, Gökdeniz konulu bu son yazımda söylemek istediğim ve Trabzonspor yönetimi ile Gökdeniz Karadeniz’den rica ettiğim husus şudur: Trabzonspor’un “61” numaralı formasını önümüzdeki sezon başka bir oyuncu giymelidir. Zira, hem Trabzonspor’un kadrosunda, hem de yurt sathına yayılmış Trabzon kökenli futbolcular içinde o anlamlı formayı Gökdeniz’den çok daha iyi, layıkıyla taşıyacak çocuklarımız, kardeşlerimiz vardır.

Gökdeniz’in ise yeni forma numarası için aklını fazla yormasına hiç gerek yoktur. Kendisinin bir iki sezonluğuna “34” numaralı forma ile nefsini köreltmesi münasiptir. Ben, bu genç, yetenekli ve fakat Trabzonspor gerçeğini henüz tam olarak özümseyememiş kardeşimizin er ya da geç doğruyu bulacağına inanıyorum. Ve diyorum ki; Gökdeniz ve onun ardından gelenler her şeye rağmen Trabzonspor’un geleceğidir.