Zatürree Başlangıcı Nedir
Genelde kıskanç bir vatandaş sayılmam ama, bizim mesleğin “dahiliye” dalındaki hekim dostlarımızı hep kıskanmışımdır. Zira ellerinde müthiş bir imkan vardır. Müphem yakınmalarla muayeneye gelen hastalarda pek bir şey tespit edemezlerse “zatürree başlangıcı” deyip işin içinden çıkarlar. Hastanın ateşi biraz yüksektir, ara ara öksürür, biraz da halsizdir. Kan sayımı yapılır, film çekilir; bir anormallik saptanmaz. İşte o an teşhis birden bire kesinleşir: “zatürree başlangıcı!..”
Hepimiz doktor değiliz elbette; ama herkes hasta olmuştur birkaç kere. Haliyle her insan bilir hasta psikolojisini. Hasta olmak da zordur, hastaya bakmak da, hastayı memnun etmek de. Memnuniyet konusunda en büyük görev hekimlere düşer şüphesiz. Hangi koşulda olursanız olun, hastanızı yeterince iyi muayene etmek, isabetli tanı koymak ve doğru tedavi uygulamak zorundasınızdır. Bu zinciri tamamlamak bazen gerçekten düşündüğünüzden de zordur. Lakin bir hekim için çözümü en zor problem, yine de bu değildir. Peki, nedir, bilir misiniz? Hasta olmayan hastayı memnun etmek!..
***
Hasta olduğunu düşünerek karşınıza gelen insanın hasta olmadığını saptamak hem sizi, hem de büyük ihtimalle yakınlarını mutlu edecektir ya, durum hasta adayının kendisi için her zaman öyle olmayabilir. Adamcağız evinden çıkarken bir kere aklına koymuştur ki, ince hastalığa falan yakalanmıştır, belki de daha kötüsüne. Vaziyet ciddidir, vahimdir. Şimdi, siz bu insana “Müjdemi isterim, turp gibisiniz!” derseniz, katiyen memnun edemezsiniz. İşte bu gibi durumlarda, yukarıda zikrettiğimiz teşhis gerçek bir kurtarıcı vazifesi görebilir. Hastaya, sakın ha, önemsiz bir şey olduğunu söylemeden, “zatürree başlangıcı” olduğunu ve fakat ne mutlu ki işbu reçetedeki ilaçları kullanması halinde iyileşeceğini bildirirsiniz. Yakınlarına da, hastalarına iyi bakmalarını tenbih edersiniz. Artık sorun büyük olasılıkla çözülmüştür. Herkes mutludur, hastası da sağlamı da.
***
Maalesef, Trabzonsporumuz yıllardır hasta. Her çare deneniyor, ülkenin ve dünyanın dört yanından hocalar getirtiliyor, reçeteler yazılıyor, acı-tatlı ilaçlar içiriliyor; ama nafile. Hasta hep kötüye gidiyor. Hastanın en yakını olduklarını iddia edenler, yani “başkanüzmez yazar takımı”nın içi epeyce rahat. Onlara göre, en değerli varlığımızın hastalığı sadece “zatürree başlangıcı”. Teşhis kondu, tedaviler deneniyor, hiçbir fedakarlıktan kaçınılmıyor. Hasta ha iyileşti, ha iyileşecek. Lakin hastanın durumu aslında pek de öyle değil. Ciğerler tümden çürümüş, yürek kalmamış, beyin dumura uğramış ve dahi ayaklar baş olmuş, derman sanılanlar derdin ta kendisi haline gelmiş.
Hasta gerçekten hasta; az hasta değil, bayağı hasta. Gelin görün ki, aile kaygısız, duygusuz, bezgin ve hemen hemen ümitsiz. Bir avuç aklı selim kendini parçalıyor: “Bu çok ciddi bir hastalık ama tedavisi mümkün. Ancak hemen harekete geçmemiz lazım. Zaman kaybetmeden gerekli tahlilleri yapıp tedaviyi yönlendirmeliyiz. Hastaya da, yakınlarına da açık olmalıyız. Çünkü bu hastalığın tedavisi herkesin birlik olmasını gerektiyor.”
“Zatürree başlangıcı” diyenler ise ısrarcı. Hatta suçlayıcı, kışkırtıcı, hedef gösterici. Öyle bir tavır takınmışlar ki, hazretlere “Bu ne menem zatürree başlangıcıdır ki, dört senedir ne başlayabildi, ne de bitebildi?” diye sormak bile cesaret istiyor.
Sevgili Trabzonsporlular! Beni bağışlayın, sizi üzmek istemem ama, Trabzonspor gerçekten hasta. Hem de ciddi şekilde hasta. Bu insanların elinde de iyi olması mümkün değil. Bunlar Trabzonspor’u tez zamanda ebediyete intikal ettirip bir de “Dört yıl önce yakalandığı zatürree başlangıcından bir türlü kurtulamayarak…” gibisinden gazete ilanı verirler.
***
Ha, bir de karşı grup var. Onlar da, “Trabzonspor hele bir son nefesini versin de öyle harekete geçelim” diyorlar. Akılları sıra, bugünün sorumlularını “Trabzonsporumuzu bunlar öldürdü.” diye suçlayıp kendilerini temize çıkaracaklar. Güya ölmüş Trabzonspor’u diriltip mucize yaratacaklar, tarihe geçecekler. Mantığa, vicdana bakın Allah aşkına!…
***
Demem o ki, yani görünen o ki, Trabzonspor bu iki kutubun ortasında zayi olup gidecek. Sizler sorumluluğunuzu, vazifenizi ve en önemlisi kendi gücünüzü hatırlarsanız, hissederseniz durum değişir tabii. Gelin hep birlikte en değerli varlığımıza sahip çıkalım. Trabzon’un, Trabzonspor’un beş-on kişiden ibaret olmadığını, hem onlara, hem dosta, hem düşmana, hem de kendimize ispatlayalım. Yaparız biliyorum, size güveniyorum…1 Aralık 2000