Ameliyat Masası

Vicdan, Cüzdan ve Kimlik

Yerküre üzerindeki Trabzonsporluların oranı olağanüstü bir hızla azalırken, Trabzonspor Kulübü’nün olağan kongresi için aidatını yatıranların sayısında rekor bir artış kaydedilmesi size de biraz garip gelmiyor mu? Azaldıkça, kurumumuza daha çok mu sahip çıkmaya başladık acaba? Seyreldikçe daha sıkı mı kenetleniyoruz birbirimize? Yoksa, yoksa, işin içinde başka bir iş mi var yine?

Elimizde kayıt kuyut yok; gazetelerden takip ediyoruz doğal olarak. Yine birileri, başka birilerinin aidatını yatırıyor gibi gelmiş gazeteci kardeşlerimize. Ne garip? İnsan kendi aidatını başkasının yatırmasına nasıl razı olur ki? Böyle basit bir kolaylığa sahip olmak, o kolaylığı sağlamak kadar tuhaf değil mi sanki?

Şüpheler doğruysa, aidat dediğimiz şey, ahlaki değerlere gerçekten zarar veriyorsa, gelin kaldıralım bu zorunluluğu. Her üye, elini cebine atmadan oy kullanabilsin kongrelerde. Zaten tüm üyelerden firesiz toplanacak para, profesyonel takımın bir sezonluk deterjan ihtiyacını karşılamaz bile. Hem, üyelerin ellerinin ceplerine gitmesinin de ciddi bir sakıncası var aslında. Biz, onların ellerini, hiç değilse kongre günlerinde vicdanlarına koymalarını istiyoruz zira.

*** ***

Yıllar önce, Hamza Mısır kardeşim ilginç bir yazı yazmıştı Karadeniz Gazetesi’nde. Trabzonspor’un milli oyuncuları Galatasaray maçları başlamadan önce rakip takımın yedek kulübesine giderek Fatih Terim hocalarını kucaklıyorlardı hani. Biz de o maçları bir türli kazanamıyorduk sonra. Mısır’a göre, milli takım döneminden Fatih hocalarına gönülden bağlanan bazı oyuncularımızın ayakları Terim’e karşı oynamaya varmıyordu bir türlü. Benim asla katılmadığım bir düşünceydi; ama resmen yazıya dökülmüştü, dökülebilmişti.

Oysa Galatasaray söz konusu olduğunda çok daha ciddi ve çok daha somut bir olgu vardı Trabzon’da. Bir grup Trabzonlu geleneksel olarak, bir diğer bölüm ise güncel nedenlerle Galatasaray taraftarı ya da sempatizanıydılar. Kimi sadece Galatasaraylı olduğunu söylüyordu, kimi aynı zamanda Trabzonsporluydu. Yani, çifte pasaportlular vardı aramızda. Lakin, bunları kimse yazmıyordu, yazamıyordu.

Artık, sadece İstanbul basını değil, Edirne’den Ardahan’a tüm ülke biliyor ki, Trabzonspor Kulübü’nün kuruluşundan beri bir İdmanocağı-İdmangücü meselesi vardır. Bu iç çekişme, maalesef bir sonraki yüzyılın devir teslimine kadar canlılığını korumayı başarmıştır. Sarı-Kırmızı renklere Trabzon’da yoğun bir sempati duyulmasının altında bu gerçek, üstünde ise Galatasaray’ın son yıllardaki uluslararası başarıları vardır.

Sevgili Trabzonlular! Nedeni, ölçüsü, pratiğe yansıması farketmez, bir Trabzonlunun Trabzonspor’dan başka bir kulübe sempati duyması asla ve asla kabul edilebilir bir yaklaşım değildir. Hep söylüyorum: Tereddüte, arayışa, nankörlüğe gerek yok; dünya üzerindeki hiçbir camiaya Trabzonsporlulara sunulan onur ve mutluluk bahşedilmemiştir. Trabzonspor, bu ülkenin en özel spor kulübüdür. Başka hiçbir kulübün başaramadığını, bir değil, iki değil, üç değil, tam altı kez başarmıştır. Yani, imkânsız denileni başarmış ve defalarca tekrarlamıştır. Tarih boyunca çözülemeyen problemi çözmüştür. Ondan başka da bu sonuca yaklaşan bile olmamıştır.

Ben bu konuda çok katıyım. Bir Trabzonlunun Trabzonspor’dan başka bir kimliğe ihtiyacı yoktur! Gerçek bir Trabzonlunun, Trabzonsporlunun tek kimliği ve sadece iki rengi olur. Bordo ve mavi renkleri görünce hissettiklerini başka hiçbir renge karşı hissetmez. Bir Trabzonsporlu, Trabzonsporludan başka hiç kimse değildir. O’dur, sadece O’dur, tümüyle O’dur.

Öz be öz Trabzonluyken Galatasaray taraftarı olduğunuzu söylüyorsanız, Türkiye’deki futbol emperyalizmine tutsak olmuşsunuz demektir. Yüz yıl üst üste ligi önde bitirseniz, Avrupa şampiyonu, dünya birincisi olsanız farketmez; siz artık bir sömürgesiniz. Ne yapsanız silemeyeceğiniz bir etiketi asla üzerinizden söküp atamayacaksınız: Şampiyon bir sömürge aslen sadece bir sömürgedir, başka bir şey değil!..

Sadece Trabzonsporlular, gerçek Trabzonsporlular! Acıyı, hüznü, sevinci, coşkuyu birlikte yaşadığım güzel insanlar ! Gelin, pazar akşamı Avni Aker’i dolduralım. Trabzonspor’a yakışır bir tribün desteği oluşturalım. Yönetimmiş, teknik ekipmiş, oyuncu kadrosuymuş; bunlar hep yandaş etkenler. Aslolan Trabzonspor’un adıdır, formasıdır, renkleridir. Biz bordo-maviyiz, sadece bordo-maviyiz. İnanıyorum ki, başaracağız; bordo-mavi olduğumuz için başaracağız. Hadi diyelim aksi oldu. Sadece bir kez daha tökezleyeceğiz. Ancak asla, “çok renkliler”in düştüğü çukura düşmeyeceğiz!..16 Aralık 2000