Picasso Trabzon’da
Aslında bu hafta yazacak çok şey vardı. Ancak , HBB’nin Bizim Stadyumu’na telefonla katılan Mehmet Tan durumu veciz bir şekilde ifade edince bize kala kala onun çizdiği tablonun altına imza atmak kaldı…
***
Mehmet Ağabey’in çizdiği tablo adeta bir Picasso tablosuydu. Bilindiği gibi , Picasso gördüğünü değil hayal ettiğini çizerdi. Mehmet Tan ise sadece gördüğünü betimledi. Picasso’nun çarpık çurpuk figürlerine dönen bir kulübü anlattı. Ağzına sağlık Mehmet Ağabey…
***
Çanakkale maçı kaybedildi diye Özkan Sümer’i eleştirecek değilim. Hatta, bu takım iki hafta sonra Galatasaray’a yenilip beşinciliğe düşse bile sesimi çıkarmayacağım. Zira sorun gelen isimlerde, kaçan puanlarda değil. Sorun çok daha büyük ve çetrefilli. Bir an önce aklımızı başımıza toplayıp kenetlenmeliyiz . Zira artık Trabzonspor’un verdiği bir şampiyonluk mücadelesi değil , bir var olma mücadelesidir. Bilmem farkında mısınız ?..
***
Pardon , Özkan Sümer’i yazmayacağım derken teknik açıyı kastetmiştim. Ama basın toplantısındaki şu açıklamalarına takılmadan da geçemeyeceğim. Okuyunca bana hak vereceksiniz.
***
“ Oyun 0-0’ken elimize geçirdiğimiz fırsatları değerlendirebilseydik büyük olasılıkla maçın galibi biz olacaktık”. Ne kadar doğru !.. Genel Menacer’in taktik ve teknik kapasitesini eleştirebilirsiniz ; ama yaptığı bu durum değerlendirmesine şapka çıkarmak zorundasınız…
***
“ Trabzonspor doyurucu bir düzeye gelecektir”. İşte bu cümle olmadı hocam. Siz de biliyorsunuz ki , Trabzonspor’un doyurucu düzeye gelmesi mümkün değildir ; zira bu kulüp yıllardan beri birilerini doyurmaktadır. Yani sizin bu açıklamanız “ Trabzonspor’un forma renkleri bordo-mavi olacaktır “ gibi bir beyandan farksızdır…
***
Bordo-mavi forma dedim de.. Mavinin koyu tonu parçalı formaya çok yakışmıştı. Ama Çanakkale maçındaki Westham tarzı formaya pek gitmedi ; yani boğdu. O formanın hakkı açık maviydi. Tövbe Yarabbi ! Takım darmadağın olmuş , ben kalkmış neyle uğraşıyorum. Yok koyu mavi , yok açık mavi. Ula uşaklar ! Hadin gaari !..
***
Trabzonspor Kulübü kendine bir standart bulamadı ama spor basını Trabzonspor manşetlerine bir standart getirdi : “ Trabzon’da ceza yağdı”.. Yahu kardeşim , madem bir geçiş dönemindeyiz , yeniden yapılanıyoruz ve bu aşamada bir mağlubiyetin önemi yok ; o zaman neden futbolculara Çanakkale yenilgisi için ceza kesiyoruz ki ?
***
Şenol Güneş’i , 1-0 önde olduğumuz Fener maçını yanlış taktikle kaybettirmekten mahkum etmiştik. Şimdi de Yılmaz Vural’ı , takıma 10 kişilik Bochum’dan 4 gol yedirmekle suçluyoruz. Spor yazarlarının , futbolu teknik adamlardan daha iyi bildiği bir ülkede yaşamak büyük şans. Ah bir de eşofman giyip sahaya inseler !..
***
Bazı futbolcu kardeşlerimizin yeşil kart almak üzere A.B.D. büyükelçiliğine başvurmalarını tuhaf bulanlar varmış. Ne var bunda efendim ? Çocuklar yeşil sahada tutturamadılar , şanslarını yeşil kartta deneyecekler işte !..
***
Hürriyet gazetesinin birinci sayfasından bir haber : “ Çetin 373 oyla TBMM Başkanı seçildi “. Haberin yüzölçümü 30.2 santimetrekare. Aynı sayfadaki bir diğer haber ise şöyle : “ Fenerbahçe’nin maçları BİMAŞ’ta “. Bunun ebadı ise 49.2 santimetrekare , neredeyse ilkinin iki katı. Bizim basın demokrasiye çok bağlıdır ; ama parasız da olmuyor ki muhterem …
***
Ben size demiştim , “ Bu Fatih Terim Avrupa’nın eleme maçlarında iyi gider de final gruplarında gol göremez “ diye. İşte ön elemede Sion’a sekiz gol atan Cim Bom , gruptaki üçüncü maçında da siftah yapamadı. Üstelik her maç bir gol daha fazla yiyor. Hesap gayet açık ; Galatasaray’la en son oynayacak iki takım averajla çeyrek finale yükselecekler.