Spikerlerin Konuşması Şart mıdır?
Başta futbol dalı olmak üzere sporu çok sevdiğim halde ekranlardaki spor programlarını izlemekte büyük güçlük çekerim. Maçların gollerini göreceğim ya da tuttuğum takımdan günlük haber alacağım diye saatlerce TV karşısında hazır olda beklemek , saçma sapan muhabbetlere maruz kalmak bana tarifi zor ıstıraplar çektirir. Canlı maç yayınları ise benim için gerçek bir fobidir. Özellikle Cine 5 spikerlerinin her pozisyonu bir doğal afet kıvamında anlatma çabalarına hayret içinde bakakalırım. Sahadaki oyuna edebi bir hava katma gayretleri , kulaklarımı fena halde tırmalar.
***
Bizim spikerlerimiz asla sıradan insanlar değildirler. Bunu ispatlamak için de mutlaka kendilerine özgü bazı ilginç sözler kullanırlar. Örneğin, bir spikerimizin “ profesyonelce faul “ diye bir deyimi var. Profesyonellik ne demek ? Bir işi para karşılığında yapmak. Şimdi , profesyonelce faul yaptığı söylenen futbolcu bu hareketi için para mı alıyor yani ? Baktı ki maç gidiyor , prim uçuyor ; başlıyor faul yapmaya. Çocuğun sertlik derecesi sizi kızdırmasın lütfen , ekmek parası işte !..
***
Kulakta mizahi tad bırakan deyimler hep yanlış şeyler değil tabii. Alın size “ Boşa çıkan arkadaşını gördü “ şeklinde bir cümle. Aslında buradaki “ gördü “ kelimesi , oyuncunun aynı zamanda pas da verdiğini anlatan kibar bir mecaz. “ Biraz da bizi gör abi “talebindeki görmek eylemini andırmakla birlikte , onun gibi argo aleminin bir üyesi değil. Zaten asıl üzerinde durmak istediğim bölüm “ görmek “ eylemi değil ; ben “ boşa çıkan arkadaş “ sözüne fena halde içerliyorum. TV’den maç izlerken bu sözü her duyuşumda içim biraz burululuyor. Çünkü ben çok yalnız bir insanım ; hayatta hiç boşa çıkan arkadaşım olmadı. Bu nedenle boşa çıkan arkadaşını gören futbolcuları hep kıskanmışımdır. Hatta , pası yerini bulmayan , yani tam göremeyen yeteneksizleri bile…
***
Sırada Öztürk Pekin’den bir klasik var : “ Hazırlık pasları “. Cine 5’in taşra spikeri Öztürk Bey , bu deyimi kendi yarı sahasında sakin sakin top çeviren takımlar için kullanıyor daha ziyade. Oyuncuların kafasında bir atak plânı var , lakin sefere hazırlıksız çıkmak istemediklerinden biraz hazırlık pası yapıyorlar. Ara sıra ayaklarındaki topu yanlışlıkla rakibe verdikleri ya da durup dururken taca attıkları da oluyor ; ama telâşa mahal yok. Hazırlık pasları ölçü olamaz zira. Tıpkı hazırlık maçları gibi !..
***
İçinde “ hazırlık “ kelimesi bulunan bir başka futbol deyimi de TRT’ci Levent Özçelik’ten : “ orta hazırlığı yapmak “. Ataktaki takımın , topu ayağında tutan oyuncusu önce karşısındaki rakibini ekarte etmeye çalışıyor veya topu gereksiz yere tutuyor , oyalanıp duruyor. İşte bu sürece “ orta hazırlığı “ adı veriliyor. Bahar temizliği gibi bir şey yani. Ya da yolculuk hazırlığı gibi : “ Orta yapacağız da , yavaş yavaş hazırlanıyoruz işte “…
***
Sonuç olarak , bizim televizyon kanallarından maç izlemek öyle kolay bir iş değil. Önce terminolojiyi bileceksiniz. Yoksa gördüğünüzle duyduğunuzu üst üste koyamaz , pozisyonları özümleyemezsiniz. Yine bu nedenle , spor sayfalarındaki “ Müjde ! Şifre çözüldü ! “ haberleri de pek anlamlı olamamaktadır. Zira, yayındaki şifreyi çözmek yeterli değildir. Önce , dildeki şifre çözülmelidir !