Pingel Olsaydı
Yıllar önce bir yaz günü… Rizeli müteahhit merhum Halil Şirin tarafından birkaç avuç toprak üzerine sihirli bir mimari planla oturtulmuş, henüz depremin yıkıp haritadan ve yaşamımızdan silmediği Şirin Sahil Sitesi’ndeki mütevazı yazlığımızdan yola çıkıp, o zamanlar yine henüz il olmayan Yalova’dan vapurla İstanbul’a varmıştık. Akşamın ilk serinliklerini hissettirdiği, güneşin ise dev projektörlerin mesaisinin başlama saatinin daha gelmediğini hatırlattığı o tadına doyulmaz dakikalarda İnönü stadının yeni açık tribününe yerleşmiştik. Resmi bir müsabaka oynanmayacaktı; ama tribünler resmen tıklım tıklımdı. Futbolumuzun beyefendi kaptanı Cüneyt Tanman’ın jübile maçında Galatasaray ile Trabzonspor karşılaşacaktı.
***
O sezon Galatasaray epeyce bir transfer yapmıştı, en dikkat çekici isim de Polonyalı Koseçki idi. Mücadele başlarda denk giderken, gerçekten tehlikeli bir forvet olan Koseçki’nin kırmızı kart görmesi ile ibre Trabzonspor’a döner olmuştu. Bordo-mavililer topu rakip cezaalanı içine kadar gayet iyi getiriyor, ancak burada topu üç direğin arasından ağlara gönderecek bir bitirici ismin eksikliğini çekiyorlardı.
Yine, değerlendirilemeyen bir gol pozisyonu sonrasında, önümüzdeki sıradan “Pingel olsaydı gömerdi onu” ile “Binkel olsaydi kömerdi oni” arası bir ses yükseldi. Şimdilerde sizlere pek anlamlı gelmeyecek bu sözün sahibi tatlı kardeşimiz, aslında birçok Trabzonsporlu’nun zihnindeki sıkıntıyı dile getiriyordu. Transfer döneminde Danimarkalı golcü Pingel’in ismi çokça anılmış, ancak bu transfer gerçekleşmemişti. Vatandaş demek istiyordu ki: Pingel transfer edilip bordo-mavi forma giydirilmiş olsaydı, Trabzonspor çoktan topu rakip kaleye sokmuştu.
***
Aslında Pingel, o dönem Türk futbolseverleri tarafından çok tanınan bir oyuncu değildi. O zamanlar Danimarka’nın iyi bilinen golcüsü Christiansen’di. Pingel ise büyük ölçüde menacerler tarafından pazara sokulmaya çalışılan bir isimdi. Sonraki senelerde Pingel Bursaspor, Christiansen ise Gençlerbirliği tarafından transfer edildiler. Christiansen’in pek başarılı olduğu söylenemez ama, Pingel Türk futbolseverlerin kalbinde gerçekten özel bir yer edindi.
Bursaspor forması altında, zaman zaman tipik santrfor fotoğrafı veren ve epeyce de gol atan Pingel daha sonra Fenerbahçe’nin transfer listesine girdi ve sağlam bir paraya bu kulübe transfer oldu. Sarı-lacivert bayraklarla süslü tribünlerde şimdi büyük sevinç vardı. Ancak, kaderin cilvesine bakınız ki, büyük ümitlerle transfer edilen Pingel, daha sezon başlamadan bir yaz akşamının tatlı serinliği altında çıktığı TSYD Kupası maçında, o çok etkili olduğu cezasahasının çok uzağında, orta çizginin dibinde ve çok da rahat bir pozisyonda ciddi şekilde sakatlandı. Diz ekleminin yan bağları kopmuştu. Pingel efsanesi sona ermişti.
***
Taraftarının, tanımadan da olsa çok sevdiği ve çok istediği Pingel’i transfer edemeyen Trabzonspor’un transfer sorunları o günden bugüne hep devam etti. Arada bir dönem, Şota’nın sihirli ve şiirsel performansı dışında yabancı oyunculardan doğru dürüst verim alınamadı. İşin ilginci, Trabzonspor’un transfer başarısızlığı, isimlerden, başkanlardan, yönetimlerden bağımsız olarak sürdü gitti.
Bu sezon başında da Trabzonspor arzuladığı transferi pek yapamadı. Zaten sezona da ciddi bir gol sorunu ile başladı. Allah’tan ve bazı kullardan, sonradan Fatih Tekke mucizevi bir şekilde geri döndü de, takımda belirgin bir toparlanma oldu. Ancak, Mehmet Yılmaz’ın anlaşılmaz performansı nedeniyle, golcü sorunu hep zihinleri kurcaladı, ara transfere damgasını vurdu.
***
Pazar günü oynanan Elazığspor maçı, Trabzonspor’un topu üç direğin arasından sokamama sıkıntısının doruğa çıktığı mücadelelerden biriydi. Herkesin oyuncu olarak beğendiği, sezon sonunda bonservisinin alınması için dualar ettiği Mehmet Yılmaz yine iki adımdan topu kaleye sokamadı ve o kısmetsizlik maç boyu sürdü. Taraftar da haliyle ara transferde takımı bir golcü ile takviye etmeyen yönetimi protesto etti.
***
Şunu kabul etmek zorundayız ki, bu yönetimin ara transferde takıma gerekli takviyeyi ve isabetli transferleri yapmaması onların bir eksikliğidir. Ancak sorun sadece onların değil hepimizin sorunudur. Dahası, hep söylemeye çalıştığım gibi, devre arasında yapılacak transferlerin başarı oranı çok tartışmalıdır. Bugün bizlere düşen, durumu en doğru şekilde değerlendirmek ve yola yekpare şekilde devam etmektir. Trabzonspor’un halihazırdaki kapasitesi, Avrupa kupalarına katılma hakkını kazanmasına yetecek düzeydedir. Bunun ötesinde, daha yüksek bir derece ise mümkün gözükmemektedir. Ancak, aksi yönde bir sıralama sapması tehlikesi yok değildir. Yani Trabzonspor’un son yıllarda hep yaptığı gibi kendi kendine zarar vermesi durumunda ligi daha alt sırlarda bitirme olasılığı kesinlikle mevcuttur.
O halde hepimizin yapması gereken, bu takıma, bu kuruma, kişilerden ve isimlerden bağımsız olarak sahip çıkmaktır. Transfer kapanmış ve lig başlamıştır. Faraziyelerle bir sonuç almak söz konusu değildir. Pingel olsaydı, Ağaoğlu kazansaydı, gibi laflarla varılacak hayırlı bir yer yoktur. Bu konuları, belli kişisel çıkarlar nedeniyle kaşımak ise etik dışıdır.
***
Trabzonspor’un büyük çoşku ile yaptığı son genel kurulu ne yazık ki, bir atılım kongresi olma hedefinden çok uzağa düşmüştür. Ancak bu, her iki tarafın da hataları nedeniyle böyle olmuştur ve kongre çoktan bitmiştir. Evet… bugün, Sümer’in listesi üzerinde büyük etkisi olan bazı yöneticilerin et mi yoksa balık mı çıkacakları pek belli olmamıştır. Bu arkadaşlarımız bugüne kadar hiçbir konuda, teorikteki ağırlıklarını yeterince hissettirememişlerdir.
Bu, çok kişi gibi benim için de bir bilinmezdir. Ancak benim kesin bildiğim bir şey vardır ki, o da Trabzonsporluluğun gerçekte ne olduğu, başka bir deyişle, gerçek Trabzonsporlunun kim olduğudur. Bir Trabzonsporlunun birey olarak, bir spor camiasının toplu halde neler yapması gerektiğidir.
Ben Sümer’i, Ağaoğlu’nu bilmem; ben kurumların kalıcı, isimlerin ise çoğunlukla geçici olduğunu bilirim. İsimlerden sadece hak edenlerin kalıcı olduğunu bilirim.
Ve şunu bilirim ve yazarım ki, Trabzonsporlular’ın bir bütün halinde takımlarına ve kurumlarına sahip çıkmayı sürdürmeleri halinde Trabzonspor’un çıkışı sürecektir. Sümer olsa da olmasa da. Ağaoğlu olsa da olmasa da. Pingel olsa da, olmasa da !.. Şubat 2003