Genel Futbol Yazıları

Fiorentina Kapandı, Bizde İşler Açıldı

İtalyan futbolunun, renk olarak menekşe zerafetinde, kök açısından ise çınar derinliğindeki kulübü AC Fiorentina’nın, çare bulunamayan borç yükü nedeniyle amatör kümeye düşürülmesi olayının medyamızda geniş yer bulması ne kadar sevindirici! Aslında, futbolu pazara ya da mezara kadar histeri krizi geçirmekle eşdeğer tutmayıp, kurum ve kuram işleriyle biraz olsun ilgilenenler için ne haber sürpriz ne de olay yeni. Avrupa’nın başka liglerinde de, mazisi başarılarla dolu çok ünlü kulüpler benzeri cezalara çarptırılmışlardı önceki yıllarda.

Fiorentina Faciası’nın bizde bu denli yankı uyandırmasının bir nedeni, Fatih Terim döneminden kalma bir duygusal bağ belki; ama altta yatan asıl hadise, aynı uygulamanın yakında bizde de başlayacak olması. Hoş bizim federasyonun ve diğer yetkili mercilerin spor kulüplerinin mali yapılarını, gelir-gider dengelerini denetlemeye pek niyeti yoktu ya, FIFA ve UEFA dayatınca durum bir nevi “AB uyumu” oldu haliyle.

***

Hemen itiraf edeyim, Fiorentina hadisesinin bizim kulüplerimiz tarafından algılanma şekli, beni (bile) hayal kırıklığına uğrattı. Ne yalan söyleyeyim, doğru dürüst geliri olmamasına rağmen dolu dolu gideri olan Süper Lig kulüplerinin, “Adamların başına gelen bir gün bizi de bulur mu?” diye düşüneceklerini sanmıştım saf saf. Oysa, olay, özellikle İstanbul dolaylarında çoşku ile karşılandı, tam sezon açılışı törenlerine denk gelmesi nedeniyle de ayrı bir anlam kazandı.

Beşiktaş, Amaral’ı, sezon açılışına yetiştirdi mesela. Tribünler, Nouma’nın üstüne bir de Brezilya ile hareketlendi. Gerçi, Amaral’ın yüzündeki, gecenin neşesine yakışmayan gamlı ifade bir an olsun silinmedi; belki yol yorgunuydu, belki de hâlâ eski kulübünün iflasının etkisindeydi garibim!

Fiorentina’nın kepenk indirmesini en iyi değerlendirmesi beklenen kulüp ise Galatasaray kuşkusuz. Malum, Sinyor Terim faktörü. Tabii, hemen Nuno Gomez ve Chiesa girişimi başlatıldı son şampiyon tarafından. Boru değil, Şampiyonlar Ligi söz konusu olan. Yıllardır bitmeyen borçlar, oyuncuların ödenemeyen hakedişleri… hepsi ama hepsi ertelenebilir bir süre daha. Ama önce yatırım, biraz daha yatırım, sonra Avrupa’dan gelecek paralar ve düzlüğe çıkış!

***

 

“Burası Türkiye” deyince öyle bir rahatlıyor ki insan. Bırakın Süper Lig kulüplerini, geçiniz profesyonelleri, amatör kulüplerimiz bile, Fiorentina’nın durumundan kendilerine bir vazife çıkarırlar, diye geçti bir de aklımdan. Bizim amatörler, İtalyan amatör Fiorentina’yı dostluk maçı için davet ederlermiş hemencecik. Türk’ün yufka yüreği işte! Ayrıca, ikimiz de Akdenizli’yiz ya! Hem, Anadolu’da festivalcilik falan da iyice yayıldı artık. Sahil kasabalarımızdan birinin bir meyva festivaline çağırsak gariplerimi. Yol paraları da yok, onu da biz denkleştirsek, belediye imkânları, meşrubatçı sponsor falan!..

***

Unutuyorduk, Fenerbahçe’nin sesi çıkmadı bu meselede. Terim’im eski oyuncuları canım takımı sabote eder, diye mi çekindiler acaba? Belki de, başkasının mutsuzluğu üzerine mutluluk inşa etmeye çalışmayı sindiremediler içlerine. Bu nedenler veya bir diğeri, sonuçta en doğrusunu yaptı sanki Kanarya…

Fiorentina Faciası’nın Trabzonspor üzerinde bir yansıması ise Allah’tan söz konusu değil. Allah’tan diyorum, zira, uzunca bir süre kendi faciasını yaratmaya çalışan bu güzide kulübümüzde bu kötü şans –ya da bu kafa- varken, kısmetine, futbolcu falan değil, düşse düşse Başkan Cecchi Gori düşerdi de, ondan !.. 2002