Ameliyat Masası

Şimdi Çıkarma Zamanı

Bizim gazetede yer alan klasik “Geleceğin takımını hazırlıyoruz” manşetini bir kez daha gördüğümde kesinlikle karar verdim ki “Gelecek de bir gün gelecek” sözü Trabzonspor için asla ve asla geçerli değildir. Zira Trabzonspor Kulübü her yönetim döneminde mutlaka geleceğin takımını kurmakta, amma ve lakin ne sözü edilen takım ne de gelecek bir türlü gelmemektedir. Ve… bu ne menem bir iştir, kimseler bilememektedir…

***

Bu köşeyi yakından izleyen okuyucular iyi bilirler ki ; bendeniz anti-televole bir kişiliğe sahibimdir. Çünkü, televolelerin özelde Trabzonspor’a, genelde de Türk futboluna ziyadesiyle zarar verdiğini düşünmekteyimdir. Televoleler ucuz esprileri ve kalitesiz sanatçı bozuntularını sporun başına bela etmekte, Anadolu futbol tarlasındaki kültürel alt yapısı yetersiz genç değerleri İstanbul’un hızlı yaşantısına meyilli hale getirmektedir.

***

Ancak gelin görün ki ; Trabzonspor Kulübü’nün Başkanı, bir televolenin 200. programı nedeniyle hazırlanan pastayı bu ülkenin gelmiş geçmiş “en televole” kulüp yöneticisi Ali Şen ve medyatik şarkıcımsılarla birlikte kesmekte bir mahsur görmemektedir. Oysa Trabzonspor’un bir misyonu, örnek bir tavrı olması gerekmektedir. Trabzonspor’u Trabzonspor yapmak için, milyonların saygı ve sevgisine mazhar kılmak için otuz yıldır verilen emeklere yazık. Çok yazık !..

***

Televole konusuna girmişken kısa bir reklam arasına izin verin lütfen. Gazetemizin mizah sayfasında “Entelvole” isimli bir köşe var. Merih Karal’ın hazırladığı bu birinci sınıf güldürü ürününü okumadan geçmeyin sakın. Ben hep okuyorum. Özellikle de her hafta tekrarlanan ama bir türlü vizyona girmeyen “Kaleci Kaffarel’in oğlu doğuştan Bozhöyüksporlu” “az sonrası”na bayılıyorum. Eline sağlık Merih Karal…

***

Geçen hafta İstanbul’daydım. Yediğim içtiğim benim oldu, gördüğümü anlatıyorum. Mesela, Uluslararası Bilgisayar Fuarı “Compex 98”. Genelde okul çocuklarının rağbet ettiği ve bir Atari salonu havasını pek aşamayan fuarın benim için en ilginç yanı “Türk Futbol Tarihi” CD’si oldu. Kâşif firmasının TC Kültür Bakanlığı, Adidas, Mercedes-Benz, Ulusoy, Sarar, Tekofaks ve Güneş Sigorta’nın katkılarıyla hazırladığı bu değerli arşivde aradığımız birçok bilgiyi bulmak mümkün. Milli takımlar, lig ve kupalar, Avrupa maceraları, unutulmaz goller ve yıldızlar, fotoğraflar, istatistikler, klipler… Biraz pahalı ama faydalı bir eser…

***

Haftanın filmi: Tatlı Sert… Haftanın filmi olmasının nedeni kalitesi değil, tarafımdan bu hafta seyredilen tek film olması. Yirmi yıl önce televizyonda izlediğimiz dizinin tadına erişemeyen ve kısır bir konuyu çok gürültülü bir şekilde destekleyen görsel efekt destekleriyle ayakta kalmaya çalışan bir aksiyon örneği. Uma Thurman’ın ya da Ralph Fiennes’in tuhaf çekicilikleriyle ilgilenenler için iyi bir seçenek olabilir. Orijinal tv dizisiyle bu sinema filmi arasındaki fark aşağı yukarı o yılların Trabzonspor’u ile mevcut “kırmızı formalı takım” arasındaki fark kadar. Yani ; “dağlar dağlar !..”

 

Fenerbahçe maçından önce Trabzon’da toplanan bazı eski ve yeni yöneticilerin Gençlerbirliği maçında bir gövde gösterisi, bir “çıkarma” yapmaya karar vermiş olmaları beni bayağı umutlandırdı. Çıkarmanın zamanı geldi de geçiyor aslında. Yıllardır Trabzonspor’a o kadar çok kişi o kadar çok şey soktu ki bugün çıkarmaya başlasak en azından birkaç yılımızı alır. Nifak sokuldu, fesat sokuldu, kişisel çıkar sokuldu, hiçbir şey yapmayan bir dolu isim yönetim kurullarına sokuldu, kalitesiz kapasitesiz oyuncular yıldız adayı diye kadroya sokuldu, sahaya taş atmaktan başka katılım (!) şekli bilmeyen vatandaşlar taraftar diye tribüne hem de biletsiz sokuldu. Şimdi gelin çıkaralım, hepsini çıkaralım ; kuvvetli bir özeleştiri yapıp bolca günah çıkaralım…