Şampiyonluğa Oynayabilme İhtimali
Gordon Milne’i, Trabzonspor’u tarihte kalmış sistemlerle oynattığı için eleştiriyor spor yazarları. Adamlar hiç düşünmüyorlar ki bu İngiliz öğrenme özürlü. On yıldır Türkiye’de olmasına rağmen hala Türkçe’yi öğrenememiş, yanında tercüman dolaştırıyor. Şimdi 3-5-2’yi falan öğrenmeye kalksa en azından on beş yıl alır. Hem Trabzonspor şampiyonluk için bir 15 yıl daha beklemiş olur, hem de garibimin ömrü kifayet etmez. İyisi mi, bırakın bildiği gibi oynatsın.
***
Bizim gazetede okudum. Tercüman Ali Emeç, muhabirimize kimsenin bilmediği bir gerçeği açıklamış. Ferdinand’ı Beşiktaş’a getirebilmek için Milne büyük bir fedakarlıkta bulunmuş ve transfer ücretinin bir kısmını kendi cebinden ödemiş. Bunu öğrendiğimiz iyi oldu işte. Gordon’un getirdiği Campbell iki maçı daha golsüz geçerse, o yüklü transfer taksidini ödetecek birini bulduk demektir.
***
Madem para konusu açtık, oradan devam edelim. İngiltere’de işsizlik yardımı ile (!) geçinen Wilson’a Trabzon’da ayda 60 000 Amerikan Doları veriliyor. Gordon’un on yılda Türkçe öğrenememesinin bedelini de bizim kulüp ödüyor ; tercüman Ali Emeç’e tam prim. Geçen sezonki yerlinin yerlisi kaleci antrenörü 100 milyon maaş alırken bu senekinin aylığı tam 600 milyon. UEFA Kupası’na katılamamanın verdiği zarar ise helalinden 250 milyar. Biz sussak rakamlar konuşuyor, ne yapalım yani !..
***
Bu hafta hep Gordon’un ekibine takıldık. Bunların bir de otel paraları var spor sayfalarına düşen. Bizim yöneticiler otel faturasını çok yüksek bulunca teknik ekibe ev arama çalışmalarına hız vermişler. Ey kurban olduğum Allah’ım. Söz konusu olan sanki su, elektrik, telefon ya da doğal gaz faturası. Yahu otel bu kardeşim otel ! Konuşur anlaşırsın, ay sonunda kaç para ödeyeceğini bilirsin. Böyle komik haberlere de konu olmazsın. Tamam mı ?..
***
Lakin haklarını da fazla yemeyelim. Bizim yönetimin çok düzenli ve başarılı yaptığı işler de var. Mesela her başarısız sonucun peşinden Gordon’dan rapor istemek gibi. Oldu olacak hükümet tabibinden de rapor alsınlar bari. Mazeret olarak federasyona yollarlar, puan kaybettiğimiz maçların yerine bir kurtarma maçı oynarız belki !..
***
Yine Karadeniz Gazetesi’nden bir Milne açıklaması: “Trabzon’da her şey M.Ali Yılmaz. Bir kişi ile muhatap oluyorsunuz. Basit ama doğru bir yöntem.” Tabii hocam tabii. Bu yöntem, paranızı kimden alacağınızı bildiğiniz için size kolay geliyor. Diğer yöneticiler de kendilerinden para çıkmamasının rahatlığı içindeler. Bu arada çağdaş yönetim, kurumlaşma gibi kavramlara ne mi oluyor ? Aman siz de ! Başka işiniz yok mu Allah aşkına ?..
***
Bakın bir şey daha yazacağım, gene Gordon’la ilgili. Bizim “Sir” diyor ki: “Bana zaman tanıyın. Başarılı olup olmadığımız sezon sonunda belli olur.” Nasıl yani ? UEFA Kupası’nın henüz eleme turunda rezil olup olmadığımız o zaman mı açıklığı kavuşur mesela ? Ya kendi sahamızdaki ilk dört resmi maçımızdan sadece birini kazanabilmemiz, Mayıs 1999 gibi falan mı kesinleşir acaba ?..
***
Bir de klasik deyim var: “Dönüm maçı”. Geçen hafta İstanbulspor maçıydı, bu hafta Erzurumspor maçı. Efendim, kadronun yetersizliği ortada. Yönetim zafiyeti keza. Haftayı üç puanla kapatsak şampiyon mu olacağız sanki ? Erzurumspor maçı olsa olsa Erzurumspor için bir dönüm maçı olabilir bence. Kaybederlerse iyiden kötüye dönüp inişe geçebilir Dadaşlar…
***
“Kayıp Kentin Yakışıklısı” adlı şiir kitabına kaset yapmış Mükremin kod adlı Yılmaz Erdoğan. “Ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim” diyor en başında. Sanki Trabzonsporlular için yazmış kerata. “Şampiyonluktan çoktan geçtik. Biz Trabzonspor’un şampiyonluğa oynayabilme ihtimalini özlüyoruz artık…”