Daha Ne Olsun
Saha sonuçları iyi giderken yönetici de olmak kolaydır, taraftar da, yazar da. İşler bozulmaya yüz tuttuğunda ise en kötüsü yöneticilik, en iyisi yazarlıktır. Önüne gelene sallarsın, olur sana yazının alâsı. Mamafih ben o tip bir yazar olmak niyetinde değilim. İşler kötü giderken de iyi şeyler yazmak isterim. Bu, öyle zor bir durumdur ki, size anlatamam…
***
Mesela henüz iş başına gelmiş hocamıza destek vermek isterim ve fakat bu işi nasıl yapacağımı bilemem. Kadroda yığınla oyuncu varken neden Bursa maçına 16 kişi ile çıktığını açıklayayım, sizleri ferahlatayım, derim ; ama bu garipliği kendi kendime bile açıklamaktan acizimdir. Seyit Cem’i seyretme bahtiyarlığına ermiş belki de tek Trabzonsporlu olarak bu genç kardeşimizin meziyetlerini anlatmak isterim. Amma ve lakin söz konusu oyuncu Gençlerbirliği forması altında sadece birkaç dakika oynayabilmiştir. Bir fikir oluşturmaya yetmez…
***
Tribüne çıkarım, bakarım ki taraftar Seyit Cem için ne diyor ; şaşıp kalırım. Bazısı ciddi ciddi O’ndan çok şey beklemektedir. Oysa daha adını bile telaffuz edememektedir. Kimi İsmail Cem der, kimi Cem Sultan, kimi Hasan Hüseyin, kimi de Hüseyin Rahmi. Ortada iki isimli bir futbolcu vardır ama kim olduğu pek belli değildir.
***
Bu Trabzonspor garip kulüptür. Sayısal anlamda dünya kadar transfer yapar da sahaya pek bir şey yansıtamaz. Kadrosu 30 kişiyi aşar ama sahaya çıkacak 11’i zor bulur. Alt yapıya dönme kararı alınır ama geçen sezon kadroya girebilen genç kardeşlerimizin yerinde bu sezon yeller eser. Türkiye’nin en yetenekli genç kalecisine sahiptir sahip olmasına, yine de yabancı kaleci sevdasından vazgeçemez. Sağ bekte oynatılacak oyuncu form durumuna göre değil de nüfus kütüğüne göre belirlenir.
***
Evet, evet, bu Trabzonspor değişik bir kulüptür. Daha doğrusu son yıllarda öyle olmuştur. Türkiye’nin hayran olduğu, büyük sempati duyulan bir kurum iken artık Anadolu kulüplerinin değil örnek, dost olarak bile görmedikleri bir varlık haline gelmiştir. Yeşil sahalarda fırtına gibi esen yıldız dolu takımın yerini, bugün, düz oyunculardan kurulu bir kadro almıştır. Bir “disiplin” lafı tutturulmuş gidiyordur. Disiplin denilen şey, bu kulübün sembol olmuş yıldızlarını bir bir elden çıkararak şekersiz ciklet kıvamında bir eser yaratmaksa, Trabzonspor’da “aşırı disiplin” durumu söz konusudur. Hayrını görürüz inşallah.
***
İşte bu ve bunun gibi nedenlerden dolayı Trabzonspor için iyi şeyler yazabilmek güçtür. Biz gerçekten çok istesek de. Maalesef, Trabzonspor bugün, yeterli ve gerekli birliği sağlayamamış bir camiadan ve sıradanlaşmış bir takımdan müteşekkil haldedir. Gerek kulüp ve gerekse takım düzeyinde gözle görülür bir sistemi yoktur ve umutsuzluğumuzun asıl sebebi de budur. Koskoca “Avrupa Fatihi Trabzonspor”, UEFA Kupası’ndan İstanbulspor gibi top oynayarak elenmeyi bile becerememiştir. “Daha ne olsun”dur ?..