Trabzonspor Hakkında Az Bilinen Doğrular, Yanlış Bilinen Noktalar
Trabzonspor’un son seçimli genel kurulunun üzerinden altı ay geçti. Bu, çok iş yapmak için kısa, ancak hiç değilse bazı işleri yapabilmek için yeterli kabul edilebilecek süre zarfında, spor sayfalarında çok şey yazıldı, spor programlarında çok şey söylendi. Özellikle bazı noktalar, futbolseverlerin zihinlerini çok meşgul etti; ortadaki verilerle yanıtlanması güç sorulara zemin hazırladı.
İstedik ki, Trabzonspor’un son altı ayını, son dört yılın getirdikleri ile birlikte değerlendirip bundan sonrasına da ışık tutabilecek bir yazı hazırlayalım. Soru işaretlerini tek tek, madde madde mercek altına alalım, zor görülebilen doğruları, artık semirmeye yüz tutmuş yanlışları, ortalama Türk futbolseveri tarafından belki de hiç bilinmeyen gerçekleri ortaya koyalım. Sonuçta ortaya, aşağıdaki yazı çıktı. Trabzonspor’la ve Türk futboluyla yürekten ilgileniyorsanız, lütfen dikkatle okuyunuz.
– Trabzonspor’da yaşanan parasal sıkıntısının sorumlusu Özkan Sümer yönetimidir.
– Yanlış! Trabzonspor dört yıl öncesinde, kasasında nakit parası ve hemen tamamı milli oyunculardan oluşan sporcu kadrosu olan bir kamu yararına dernekti. Son dört sezondaki yönetim anlayışı, sadece eldeki maddi birikimi değil, televizyon yayınları gelirini de tüketmiştir. Çok yetenekli ve deneyimli oyuncular bir bir elden çıkartılmış, buradan elde edilen paralar da akılcı şekilde kullanılamamıştır. Trabzonspor’un, yönetim değişikliğinin olduğu 31 Aralık 2000 tarihindeki görüntüsü, milyonlarca dolar borcu olan ve futbolcularına transfer taksitlerini ve maç primlerini aylardır ödeyemeyen bir kurum şeklindedir. Dahası, eski yönetim, gerçekliği halen hukuki inceleme altında olan bir takım belgelerle eski başkan Mehmet Ali Yılmaz hesabına borçlar bırakmış ve bu durum ocak ayından beri kulübün kasasına girmesi gereken parayı da engellemiştir.
– Trabzonspor’un yeni yönetim kurulu, parasal gücü olmayan isimlerden kuruludur.
– Yanlış! Bu yönetimde yer alan birçok isim daha önceki yönetimlerde de yer almışlar ve kulübe maddi destek sağlamışlardır. Bunların içinde, özellikle İstanbul yerleşimli bazı isimler hâlâ kulübe parasal yardım sağlamaktadır. Ancak ülke genelindeki ekonomik kriz nedeniyle bu yardımların miktarı eskiye oranla düşük kalmakta, daha önce maddi destek veren bazı isimler ise yardım edememektedir. Bununla birlikte, durum Trabzonspor’a özel değildir ve tüm spor kulüpleri aynı sorunla karşı karşıyadır. Bugün hemen hiçbir yönetici kulübüne büyük miktarda parasal destek verememektedir.
– Mehmet Ali Yılmaz başkan olarak kalsaydı, Trabzonspor parasal sıkıntı çekmezdi.
– Yanlış! Bunun ne kadar yanlış olduğunu anlayabilmek için yukarıdaki iki maddeyi birlikte değerlendirmek yeterlidir. Mehmet Ali Yılmaz, seksenli yılların ilk yarısından itibaren Trabzonspor’a büyük destek vermiş, son şampiyonluğu kazandırmış ve tesisleri inşa ettirmiştir. Buna karşılık son yıllardaki başarısızlığı ve Trabzonspor’u Trabzonspor yapan felsefeye ne denli uzak düştüğü ortadadır. Eldeki verilere göre de, ne Başkan Yılmaz’ın, ne de yönetimlerinde yer alan isimlerin son dört yıl içinde kulübe ciddi bir maddi destekte bulunduğunu iddia edebilmek mümkün gözükmemektedir. Üstelik, ülkedeki ve yönetimdeki tüm işadamlarının parasal sıkıntıda olduğu bir dönemde, Mehmet Ali Yılmaz’ın ekonomik seyrini sorunsuz sürdürebildiğini düşünmek kolay değildir.
– Bu yönetim forma için göğüs reklamı bile alamamıştır.
– Doğru, ama… Trabzonspor’un Vestel ile olan forma reklamı anlaşması, Faruk Özak yönetimi döneminde yapılmıştır. O zaman, beş yıl için toplu halde bir para alınmıştır. Söz konusu anlaşma, Mehmet Ali Yılmaz yönetimi döneminde sona ermiştir. O günkü yönetim, Vestel’in teklif ettiği rakamı yeterli bulmayarak ya da başka bir düşünce çerçevesinde yeni anlaşma yapmayı uygun görmemiştir. Buna karşılık başka bir kuruluş ile de sözleşme yapılamamış ve uzunca bir süre forma reklamı gelirinden mahrum kalınmıştır. Özkan Sümer yönetimi ise, önce yarım sezonluk reklam anlaşması sağlamakta güçlük çekmiş, sonra da ülke genelindeki krizin ağırlığını hissettirmesi sonucu bugüne kadar yeni anlaşma yapamamıştır.
– Mehmet Ali Yılmaz’a büyük vefasızlık yapılmıştır.
– Yanlış! Mehmet Ali Yılmaz’ın Trabzonspor kurumuna yaptığı hizmetler her zaman takdir edilmiş ve kendisine “Onursal Başkan” unvanı lâyık görülmüştür. Yılmaz’ın son genel kuruldaki yenilgisi demokratik bir hareketin sonucudur ve vefasızlıkla ilgisi yoktur. İyi bir yönetici olduğu dönemlerde seçimleri kazanan Yılmaz, Trabzonspor’u her yönden kötü yönettiği ve kurum bünyesindeki birçok değeri örselediği düşünülen dört yıllık son dönem neticesinde seçimi kaybetmiştir. Gerçek vefasızlık, belki de, kendisini tüm ülkeye tanıtan ve devlet bakanlığı mertebesine kadar yükselten bir spor kulübünü, başkanlığı kaybetmenin üzüntüsü ile ve hukuki geçerliliği araştırma konusu olan belgelerle temlik ve icra darboğazına sürüklemektir.
– Trabzonspor camiası ikiye bölünmüştür.
– Yanlış! Trabzonsporluların çok büyük bir bölümü, yönetimde kim olursa olsun kulübünün yanında yer alır. Özkan Sümer yönetimi, çok güç şartlarda kurulmuş, buna karşılık büyük miktarda oy alarak seçilmiştir. Trabzon kenti ölçeğinde, yönetime büyük destek verilmektedir. Saha sonuçlarının en alt düzeyde olduğu dönemde bile tribünlerin nispeten dolu olması başlı başına bir destek işaretidir. Yerel medya da, Mehmet Ali Yılmaz’a ait bir gazete ve bir televizyon kanalı dışında objektifliğini korumakta ve genelde yeni yönetimi doğru yolda bulmaktadır.
– Yeni yönetimin, Sergen ve Oktay gibi yıldızları elinde tutamaması büyük bir başarısızlıktır.
– Yanlış! Trabzonspor, artık yeni bir felsefe ve yeni bir sistem oturtmak, geleceğin takımını kurmak zorundadır. Böyle bir takımın vazgeçilmez özelliği, sorunsuz ve samimi oyunculardan kurulması olmalıdır. Sergen’in ve Oktay’ın yetenekleri ve oyuna katkıları tartışılmayacak düzeydedir. Ancak kişilik yapıları ve özel hayatları nedeniyle Trabzon’a uyum sağlamaları sorun olmaktadır. Yönetimin ve teknik kadronun kamuoyundan gizledikleri olaylar bir yana, medyaya yansıyanlar bile yeniden yapılanmaya gidecek bir kulübün geleceğini olumsuz etkiler düzeydedir. Özellikle Oktay’ın en gelişmiş tanı yöntemleriyle belgelenemeyen ani sakatlıklarıyla çok önemli maçlar sırasında takımını yalnız bırakması ve kulübünü sürekli kamuoyuna şikayet etmesi, iyi niyet sorununu da gündeme getirmiştir. Bunların ötesinde, her iki oyuncunun, İstanbul kulüplerini tercih ettikleri ve Trabzon’u son seçenek olarak düşündükleri açıktır. Tüm bu noktalar birlikte değerlendirildiğinde, iki oyuncuya da geleceğin kadrosunda yer verilmemesi doğaldır.
– Trabzonspor, yeterli transfer yapamamıştır.
– Doğru… Trabzonspor yönetimi ve teknik heyeti belirgin bir transfer politikası oluşturamamıştır. Yetersizlik çekilen mevkilere takviye yapılmamış, alternatifi sağlanmayan bazı oyuncular ise erkenden elden çıkarılmıştır. Tüm transfer, Ümit Özat ile Ceyhun’a endekslenmiş, bu oyuncuların alınamaması da, başta moral boyutunda olmak üzere olumsuzluğa yol açmıştır.
– Yabancı oyuncu sayısının artması Trabzonspor’u olumsuz etkileyecektir.
– Doğru… Yabancı sayısının artması Trabzonspor’un aleyhine bir gelişmedir. Şampiyonluk mücadelesi vereceğini ve üç İstanbul kulübüyle rekabet edeceğini açıklayan bir Trabzonspor’un, yabancı sayısının arttırılması bir yana, azaltılmasından taraf olması gerekirdi. Bu noktada, Trabzonspor Kulübü başkanının, Kulüpler Birliği’nin, yabancı sayısının sekize çıkartılması şeklindeki kararına sözcülük yapması, dramatik ve tarihi bir tablodur. Bugün maddi sıkıntı içinde bulunan ve kadrosuna yerli piyasadan yıldız oyuncu katamayacağını anlayan Trabzonspor yönetiminin sekiz yabancıya “evet” demesi, “ilke” ve “deneyim” kelimelerinin anlamıyla taban tabana zıtlık oluşturmaktadır. Trabzonspor’un bugüne kadarki yabancı oyuncularından ne denli düşük verim aldığını bilmeyen yoktur. Kaldı ki; bu kez çok titiz bir araştırmadan sonra çok kaliteli yabancılar alınacağı düşünülmüş olsa bile, Trabzonspor, bir ya da birkaç sezon için ligi sekizinci sırada bitirmeyi göze almalı, ancak savunması gereken ilkelerden vazgeçerek sekiz yabancıya onay vermemeliydi.
– Brezilyalı transferler amatör futbolculardır.
– Yanlış! Trabzonspor’un Brezilyalı transferlerini sadece ortalama futbolsever değil, futbolla yoğun olarak ilgilenen insanlar da pek tanımamaktadır. Buna karşılık, bu oyuncuların amatör olduklarını iddia etmek, en azından bir bilgi ve araştırma eksikliğinin işaretidir. Brezilya’da, Avrupa’dakilerden daha farklı bir lig oynanmaktadır. Ulaşımın güçlükle sağlandığı yıllarda bölgesel profesyonel ligler oluşturulmuş ve aynı sistem günümüze kadar korunmuştur. Trabzonspor’un transfer etttiği oyuncular, Rio bölgesel liginde oynayan profesyonel sporculardır. Bunların içinde, ünlü Romario’nun 13 golle gol kralı olduğu sezonu 11 golle tamamlayan bir de hücum oyuncusu vardır.
– Yeni yönetim kendini ve hedeflerini anlatamamıştır.
– Doğru… Genel kurulun üzerinden geçen altı ay içinde yeni yönetimde bir hedef ve felsefe birliği oluşamamıştır. Denk bütçe söylemi dışında belirgin bir hedef gösterilememiştir. Nasıl bir kurum, nasıl bir takım, nasıl bir camia planlandığı açıkça ortaya konulamamıştır. Şüphesiz, bu yetersizlikte, hacizlerin, temliklerin ve hukuk mücadelesinin payını yok saymak doğru değildir. Kendini, çok karışık bir parasal ve hukuksal ortamda bulan otuz kişilik bir yönetimi körü körüne eleştirmek insafsızlık olabilir. Yine de, parasız da yapılabilecek işler olduğunu görmezden gelemeyiz.
– Özkan Sümer’in, başkanlık tarzı, genel kurulda yaptığı konuşmadaki kadar demokratik değildir.
– Doğru… Özkan Sümer’in başkanlık çizgisi, zaman zaman, teknik adamlığı dönemindeki katılığını hatırlatmaktadır. Yönetimdeki bazı arkadaşları da, dönem dönem rahatsızlıklarını dile getirmektelerdir. Özellikle, transferde kendini tek seçici konumuna oturtması tepki toplamıştır. Burada, yıllar önce Trabzonspor’a getirdiği üç Yugoslav oyuncunun (Petranoviç, İvanoviç, Dukiç) oluşturduğu kompleksin rolü inkâr edilemez. Yeni bir yabancı fiyaskosu ve saha başarısızlığı halinde muhaliflerinin ve muhalif basının teknik kadroyu değil, doğrudan kendisini hedef alacağını hesaplayan Başkan Sümer, muhtemelen, davul benim sırtımdaysa tokmak da benim elimde olmalı, düşüncesiyle yabancı transferi sürecini kendi başına tamamlamayı tercih etmiştir. Psikolojik yönden anlaşılabilir ve fakat etik açıdan kabul edilemez nitelikteki bu yaklaşımın Trabzonspor’a neler getireceği hepimiz tarafından merakla beklenmektedir.
– Sadi Tekelioğlu, yanlış bir seçimdir.
– Çok tartışılır. Sadi hoca, futbol bilgisi yeterli bir teknik adamdır; tatlı-sert üslubuyla futbolcusu üzerinde sevgi ve saygı uyandırmasını bilir. Ancak, Trabzonspor gibi büyük bir markayı temsil konusunda zaman zaman sorun yaşamakta, gereksiz, zeminsiz ve zamansız çıkışlarla hem kendisini hem de kurumunu zor durumda bırakmaktadır. Bu olumsuzluğu gidermesi halinde yerini sağlamlaştıracaktır. Başarıya ulaşmak için ileri derecede medyatik olmak şart değildir. Trabzonspor’un, ilk lig şampiyonluğuna, Ahmet Suat Özyazıcı gibi, o zamana kadar Türkiye’nin adını pek bilmediği bir hocayla ulaştığını hatırlamak gerekir. Yine de, Trabzonspor’un, bünyesinden ikinci bir Şenol Güneş çıkaramamak gibi ciddi bir sorunu olduğunu kabul etmek gerekir.
Bu yazı GOAL dergisinde yayınlanmıştır.