Konya’da 70.dakikada Egemen Korkmaz’ın golü gelir gelmez, Merkez Bankası’nın zarif Trabzonsporlusu Sinan Kırcı kardeşimiz aradı. Telefonu açmadan ne diyeceğini biliyordum. Pazar sabahı, bu yazın en çok kitap okuyan Trabzonsporlu çocuklarının ödül töreninden önce Trabzon pidelerimizi yerken bir öneride bulunmuştum. Egemen duran toplara ileri çıkmasındı, zira toplara çok dengesiz vuruyordu, daha uygun pozisyondaki arkadaşlarına da engel oluyordu.
O daha tek kelime edemeden “Tamam Sinacığım, bir Trabzonspor yazarı olarak bittiğim andır” dedim. Güldü, bu bizim uğurumuz olsun abi, dedi. Yanılan kişinin kendine yine de bir pay çıkarabilmesi için nezaket göstermişti Sinan. Reklamın iyisi kötüsü olmaz, temelinden üretilmiş bir pişkinlik ve ülkenin suflörlüğe prim tanıyan aktüel konjonktürüne paralel bir havayla “Bekleyin, Galatasaray maçından önce de bazı isimler vereceğim size” dedim.
Karşı kaleye bir gol bir asist, kendi kalesine de biri gol olan iki asist yapan Egemen’in dışında ilginç bir başka isim çıkaramadı gece, Trabzonspor adına. Rakiplerinin maçlarını bitirmiş olmasının baskısı vardı takımın üzerinde. Güneş’in sabırlı oynayın, gol gelmezse veya geriye düşerseniz telaş yapmayın telkini, organizmalarda aşırı yanıt bulmuş ve miskinliğe dönüşmüştü neredeyse. Maçın tüm istatistiklerinde üstün olan Bordo-Mavililerin koşulan mesafe parametresinde