Salah’ın Türkiye’ye gelme ihtimalini ilk olarak Beşiktaş ile anlaştığı haberiyle duymuştuk. Kurumsal ve kişisel haber kaynaklarından gelen bilgilere göre, İstanbul kulübü Mısırlı yıldıza yıllık 15 milyon Euro garanti ücret ve yaklaşık 4 milyon Euro performans bonusu planıyla 2 yıllık sözleşme önermişti. İmaj haklarına ilişkin özel maddelerin de devreye girmesiyle Salah’ın yıllık kazancı 19-20 milyon Euro seviyesine ulaşacaktı. Beşiktaş'ın Mohamed Salah için ayırması gereken 2 yıllık toplam bütçenin 40 milyon Euro'yu aşacağı da ifade ediliyordu. Onur Tuğrul imzalı bir habere göre bu bütçenin büyük kısmı sponsor desteğiyle karşılanacaktı, zira Beşiktaş’ın harcama limiti bu kadar değildi. Sponsor olarak adı geçen firma ise ulusal havayolu şirketimiz Türk Hava Yolları idi. Bu habere göre Salah THY’nin reklam filmlerinde oynayacaktı ve sponsorluk anlaşması için devlet büyükleri de devredeydi.
Salah’ın adı Beşiktaş’la, 40 Milyon Euro ile ve THY sponsorluğuyla anılırken yaygın medyada ve Beşiktaş camiasında hiçbir çatlak ses yoktu. Büyük yıldızların transferi büyük projeler üzerinden yürütülürdü ve maliyetin sponsorlar tarafından karşılanması işin doğası gereğiydi. Endüstriyel futbolun tarihine ve yazılı olmayan kurallarına baktığımızda da farklı bir şey görmüyorduk. Kapitalist sistemin dayatmalarını umursamadan yaşayan kadar buna bir şekilde karşı duran futbolseverlerin içinde sponsor desteğiyle transfer yapılmasının yanlış olduğunu ifade edenlerin ülke genelindeki sayısı herhalde Salah’ın forma numarası kadar değildi.
Sponsorluk konusundaki haberler hız kesmeden devam ediyordu. Mesela Yeni Akit’in haberi çok çarpıcıydı: “Yok böyle bir sponsor: Mısır-Türkiye ilişkileri şahlanacak... Salah Beşiktaş'a kısmetiyle gelecek. Kuzey Afrika ve Ortadoğu bölgesindeki yayın haklarını elinde tutan beIN Media Group, Muhammed Salah’ın muhtemel Beşiktaş transferiyle tarihi bir abone ve reyting sıçraması hedefliyor. Yayıncı kuruluş TFF mevzuatı gereği Beşiktaş’a doğrudan nakit bütçe sağlayamasa da özel yayınlar, belgeseller ve Körfez turnuvalarıyla devasa bir dolaylı finansman kapısı aralıyor. Sürecin asıl yükünü ise Mısır ve Körfez dünyasının gayrimenkul devleri sırtlamaya hazır.” Fotospor da çorbada tuzumuz bulunsun diyor ve bombayı patlatıyordu: “İşte Salah'ın getireceği sponsorlar: 15 milyar Dolarlık dev iş birliği. Beşiktaş, Mohamed Salah hamlesiyle sadece yeşil sahaları değil, Türkiye ile Mısır arasındaki 15 milyar dolarlık dev ticaret hattını da harekete geçiriyor. TAY Group ve Global Eroğlu Holding gibi Mısır’daki tekstil devlerinin yanı sıra, bölgeye yüz milyonlarca dolarlık yatırım yapan Koç Holding (Arçelik/Beko/Tüpraş) başı çekiyor; Şişecam ve Hayat Kimya’nın da dahil olduğu Türk sanayi devleri bu tarihi transferin sponsoru olmaya hazırlanıyor.
Futbolumuzda eşine benzerine belki de hiç rastlanmamış bir transfer güzellemesi gündemi esir almıştı. Lâkin tarih çok bilindik bir atasözü ile tekerrür ediverdi işte. Çok muhabbet tez ayrılık getirdi. Bir anlaşmazlık oldu ve Salah’ın menajeri Beşiktaş ile ipleri aniden ve kalıcı olarak kopardı. Kısa bir süre sonra da Salah ile Trabzonspor’un ilgilendiği haberleri duyuruldu. Bu transferin kesinleşmesi aşamasında da öğrendik ki Trabzonspor’un Salah’ın menajeriyle teması neredeyse bir buçuk ay öncesinde başlamıştı. Belli ki Kolombiya vatandaşı bir hukukçu olan Ramy Abbas oyuncusuna en iyi parayı verecek ülkenin Türkiye olacağını isabetle tespit etmiş ve üssünü ülkemize kurmuştu. Internette yer alan bir habere göre, Abbas, oyuncusunun değerini sadece attığı gollerle değil, küresel imaj haklarıyla da ölçen bir menajerdi. Hatta Liverpool yönetimine karşı yürüttüğü müzakere taktikleri ve "Eğer taleplerimiz karşılanmazsa ayrılırız" şeklindeki resti bir vaka çalışması şeklinde Harvard Business School'da ders konusu olmuştu.
Salah’ın Trabzonspor’a muhtemel transfer sürecinin Beşiktaş’ın sunduğu paketten daha az maliyetle müzakere edilmesi beklenen bir şey değildi. Trabzonspor her ne son kadar oyuncu satışlarından çok iyi kârlar sağlamış ve elinde hâlâ büyük paralar edecek genç potansiyeller bulunduruyor olsa da Başkan Doğan sürekli taraftarın ilgisizliğinden ve kulübün İstanbul’daki doğal rakiplerine oranla çok daha düşük gelire sahip olmasından yakınıyordu. Bir yandan senenin her çeyreğinde “Borcu sıfırladık” açıklaması yapıyor, diğer yandan da parasızlıktan şikâyet ediyor, Asbaşkanı Kafkas da personel ödemelerinin iki ay aksadığını kabul ediyordu. Ve tüm bunlar borsada üç kez bedelsiz sermaye artırımı yapılmasına ve büyük paralara futbolcu satılmasına rağmen gündemi meşgul ediyordu.
Önce şaka veya bir menajer denemesi sanılan Salah-Trabzonspor muhabbeti kısa sürede gözle görünür hale geldi ve mali portre de yavaş yavaş dillendirilmeye başlandı. Trabzonspor bu zamana kadar transfer döneminin en hareketli kulübü olmuş ve neredeyse bir takım sayısı kadar oyuncuyu bünyesine katmıştı. Taraftarın ve muhtemelen teknik kadronun aklında eksik kalan mevki ise sağ kanattı, yani Salah’ın oyun alanı. Tabii ki mevkisi değil kariyeri ve karizması Salah’ı sadece Trabzonspor değil Türk Futbolu için de 1 numaralı transfer yapabilecek düzeydeydi. Büyük bir heyecan dalgası başladı. Liverpool taraftarı olarak Salah’ı hep yakında ve son sezonundaki sorunlar ve nispi fizik düşüşü nedeniyle de üzülerek takip eden, hayatı boyunca ise kurumsal disiplinden ve Trabzonspor’un tarihsel gerçekleri ve ilkesel gerekçeleri ile ters düşmemeye özen göstermiş olan bu satırların yazarı bile maliyeti ikinci plana iterek “Bu transfer olmalı” dedi. Nasılsa maliyetin büyük kısmını sponsorlar karşılayacaktı.
Salah’ın Trabzonspor’a transferi süreç fazla uzamadan tamamlandı. Bu arada sponsor isimleri de özellikle sosyal medyada dile getirildi. Kulübe ve başkana yakın hesaplar THY, TOGG ve hatta Turkcell gibi firmaların adlarını sıraladılar. Trabzonspor’a düşen yük az olacak, Salah THY ve TOGG’un global tanıtım kampanyalarının yüzü olacaktı. Makul mantıklı işlerdi bunlar. Transferin mali portresi KAP beyanı ile ortaya çıktığında gerçekten büyük paralara mal olduğu ortaya çıktı. Beklendiği gibiydi. Belki biraz daha yüksekti. Lâkin asıl ilginç gelişme Başkan Doğan’ın, transferin tüm maliyetini Trabzonspor’un karşılayacağını ve sponsorlardan destek alınmadığını söylemesiydi. İşte burası çok enteresandı.
Tarihi transfer camiada büyük bir sevinç, coşku ve finansal bir devinime yol açtı. Rekor kombine satışı ve tedarik zincirinde aksama olmadığı taktirde rekor sayıda forma satışı ile Salah’ın maliyeti karşılanacaktı. Doğan bir adım daha ileri gitti ve “Trabzonspor’un devlet kurumlarından aldığı 1 TL para yoktur. Kimse de bir belge ortaya koyamaz, kimse de böyle bilgi veremez. Ahlaksızca bir yalandır. Benim güvendiğim tek şey taraftarımız camiamdır” dedi. Başkan çok net konuşmuştu.
Basit bir hesapla, stadyum ve mağaza gelirleri sınırlı olduğu ekonomik açıdan döndürülmesi çok zor olduğu sürekli bizzat başkanı tarafından dile getirilen kulübün Salah’tan önceki ve sonraki mali durumu birebir aynı kaldığını anlamak mümkün. Şimdi elde var Salah. Yani, transferin maliyeti tamamen kulüp tarafından karşılanacaksa. Peki o zaman günlerce medyayı meşgul eden sponsorluk konusu ne oldu? THY nerede? TOGG nerede? Onlar yoksa Başkan Doğan A Spor ekranında bu transfer için neden Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve Berat Albayrak’a neden teşekkür etti? Sponsorluk konusunda, çok iyi bir Trabzonsporlu olan Berat Albayrak’ın büyük çaba göstererek işi çözdüğü haberlerini yazanlar bunu tamamen uydurdular mı? Hadi onlar yanıldılar, koskoca Araklı Belediye Başkanı da mı hata yaptı? Belediye’nin resmi sitesindeki “Başkanın Özgeçmişi” sayfasında “2021 yılında emekli olup AK parti kurulduğu tarihten bugüne destekçisi oldu. Eşi Zeynep Çebi Araklı AK Parti ilçe yönetim kurulunda görev yaptı. Kendisi 2007 Milletvekilliği seçimlerinde AK Parti Milletvekili aday adayı oldu. Daha sonra eşi Zeynep Çebi 2011 ve 2015 Milletvekilliği seçimlerinde AK Parti Milletvekili aday adayı oldu. Diplomalarında ve diğer evraklarında adının Hüseyin Avni Çebi geçmesine rağmen halkın çoğunluğunun kendisini Dr. Coşkun olarak bilmesi nedeniyle adını 2023/242 – Esas – 2023/379 mahkeme kararıyla Hüseyin Avni Coşkun Çebi olarak değiştirdi.” cümleleriyle tanıtılan, bu üst düzey vasıfta bir seçilmiş bu kadar yanılıp da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’na, Önceki Dönem Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’a, Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Trabzon Milletvekili Mustafa Şen’e, Trabzon Milletvekilleri Adil Karaismailoğlu’na, Vehbi Koç’a, Yılmaz Büyükaydın’a, Ak Parti Trabzon İl Başkanı Sezgin Mumcu’ya, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’e gönülden teşekkür eder miydi?
Trabzonspor Başkanı, zaman zaman eleştirsek de bizim için çok değerli bir makamdadır. Bu makamdan çıkan her söz tertemiz dosdoğru olmalıdır. Ne yazık ki bugüne kadar başkanın bir açıklamasının bir ya da birkaç öncekiyle çeliştiğine birden fazla kez tanıklık ettik. Bu kez de transferin mali portresi için farklı verilerle, haberlerle, gerçeklerle karşılaşmamız mümkün müdür? Meselâ Mohamed Salah’ı THY’nin ve/veya TOGG’un ya da başka bir devletle irtibatlı oluşumun reklam filmlerinde görür müyüz? Görürsek Başkan Doğan bunun izahını nasıl yapar?
Neyse. Bekleyelim ve görelim. Şimdilik bu müthiş transferin ve olağanüstü coşkunun tadını çıkaralım. “Şampiyonluk bütüncül bir projedir” konulu yazımızda buluşmak üzere.