YENİ YAZILAR

Salah Transferinin Diseksiyonu - 2 : Çocuklarımız ve Daha Fazlası…

16.08.2026

Mohamed Salah transferi, sadece çılgınca sevinilecek bir olay değil. Bu hamleyi yüzeysel ve anlık değerlendirmek hata olur. Bu nedenle, konuyu birkaç farklı alt başlık ile analiz etmeye çalışma görevimi üzerimizdedir.

Bu sansasyonel transferin en önemli potansiyel faydalarından biri Trabzonspor’un taraftar sayısını artırmak, futbol kamuoyundaki alanını genişletmektir. Görmezlikten gelemeyeceğimiz bir gerçek vardır ki, 2021-22 sezonundaki son şampiyonluğumuzla yakaladığımız coşkunun çok kısa sürmüş, neredeyse daha yılbaşında kesinleşen lig zaferimiz ve muhteşem kutlamalarımız hızla unutulmuş ve ülke dört yıl sürecek Galatasaray hakimiyetine teslim olmuştu. İşte o dört yılın üçünde, Fatih Tekke’nin olumlu etkilerinin görüldüğü 2025-26 sezonuna kadar Trabzonspor yeni taraftarlar edinememiş, anası babası Trabzonlu ve/veya Trabzonsporlu çocuklar ile gençler başta Galatasaray olmak üzere başka kulüplere gönül vermişlerdi. Üstelik bu hazin durum İstanbul’da ya da ülkenin diğer kentlerinde değil bizatihi Trabzon’da yaşanmıştı. Şehirde başka takımları tutan çocukların sayısı hızla artıyor, Akyazı’daki maçların seremonilerine çıkarılan Trabzonlu çocuklar Icardi selamı veriyordu. Ve bunun kabul edilecek, mazeret üretilecek hiçbir yanı yoktu.

Burada güncele biraz ara verip zamansız ve ilkesel bir düşüncemi paylaşayım izninizle. Benim gözümde Trabzonlu olup da Trabzonsporlu olmayan hiç kimse, yaşına, mevkisine, makamına ve yaşadığı yere bakılmaksızın “Hemşeri” tanımının dışında kalır. Oturup sohbet edebilir, gülüp eğlenebilir, hatta birçok konuya birlikte dertlenebilirim, insan olarak da çok sevebilirim, ancak zerre saygı duymam ve bunun hem kendisi hem de diğer insanlar tarafından açıkça bilinmesini isterim. Çocuğunun Trabzonsporlu olmasını sağlayamayan Trabzonlu/Trabzonsporlu anne baba da benim için benzer yerdedir.

Dönemlim konumuza. Çocuk, doğası gereği çevresinden, medyada gördüklerinden kolayca etkilenir. Kimisi de İstanbul’da, Ankara’da okul veya mahalle arkadaşları tarafından “Trabzonsporlu” damgası yiyerek ötekileştirilmekten yılar. Bu çocukları Trabzonsporlu yapabilmek ve Trabzonsporlu tutabilmek bizlerin emeğine muhtaçtır. Biz dediğim, Başkanından taraftarına kıdemli Trabzonsporlulardır. Trabzonspor formasının başarılarla bezendiği dönemlerde çocuklarımız kolaylıkla Trabzonsporlu olabilirler, ancak kupa sevinçlerine sık sık ara veren bir kulübün genç kuşakları için kapı her zaman dışarıya doğru aralık kalır. Bu sorun İstanbul’da daha da belirgindir. Bir de Icardi gibi, Osimhen gibi fenomen figürler sahne alıp dört yıllık bir şampiyonluk serisi yaratıldığı zaman cepheden kaçmanın yolu ardına kadar açılır. İşte Salah transferi bu açıdan hayati öneme sahiptir. Sadece bizim çocuklarımızın, gençlerimizin kendilerine güvenlerini yeniden kazanmasına değil bunun ötesinde tarafsız ve hatta futbola ilgisiz çocukların, gençlerin, erkek ve kadın yetişkinlerin Trabzonspor taraftarı olmasının bir anahtarıdır bu hamle. Transferin mali yönü, oyuncunun sahada vereceği performans ve diğer birçok parametre ayrıca incelenir, ancak şu an için ülkede ve dünyada büyük bir Trabzonspor dalgası olduğunu kimse inkâr edemez.

1970’lerin ikinci yarısındaki efsane dönemde ülkede taraftar oranı %10’larda olan Trabzonspor’un futbol kamuoyundaki bugünkü payı tahminen %3 kadardır. Size düşük gelebilir, inanmayabilirsiniz ama öyledir. Her gittiğimiz yerde karşımıza Trabzonspor formalı birinin çıkması bizleri yanıltmasın lütfen, zira bu algıda seçiciliktir. Bizim daha geride olma duygumuzun aklımızı bulandırmasıdır. Her yerde bir Trabzonsporlu olmasının oran olarak karşılığı belki %3’ü bile bulmaz. Bu benim için kabul edilebilir bir oran olmadığı gibi sürdürülebilirlik açısından da bıçak sırtı bir yerdir.

İki şeyi karıştırmamamız gerekir. Trabzonspor elbette çoğunluk camia değildir, olamaz ve olması da gerekmez, fakat taraftar oranımızın belli bir düzeyin altına düşmesi geri dönülemez bir çöküşe yol açabilir. Zira futbol taraftarlığı bir tür yoğurttur, taraftar taraftarı mayalar, üretir. Trabzonsporlu annelerin, babaların, abilerin, ablaların bir bölümü yeni kuşakları Trabzonsporlu yapamasa da “şimdilik” sürdürülebilir bir taraftarlık kemiyetimiz mevcuttur. Ancak düşüş devam ederse kritik eşik aşılır ve organizma “irreversible” faza giriverir.

İşte bu nedenlerle Salah transferi sürpriz bir şekilde, birçoğumuzun istemediği bir maliyetle ve fakat tam da zamanında gerçekleşmiştir. Kanat oyuncusu açığının kapanması, 3 bini aşmayan kombine bilet satışının patlaması ve formaların kapışılmasından çok daha önemli bir amaca hizmet edecek şekilde camiaya kol kanat germiştir. Elbette bu aşamanın tamamlayıcısı olacak seviyelere çıkmamız gerekir. Avrupa’da turlar ve ligde şampiyonluk bu müthiş hamlenin etkisini katbekat artıracaktır. Bunun için de çok çalışmak ve şanssızlık yaşamamak gerekir. Şunu kabul etmeliyiz ki, şampiyonluk bütüncül bir proje ve çok meşakkatli bir yolculuktur. Bundan sonraki iki yazımızda Salah transferinin finansal diseksiyonuna ve Şampiyonluk Projesi’nin nasıl yönetilmesi gerektiği konusuna yer vereceğiz. Yeni yazılarda buluşmak üzere.