Mali Kongreden Koltuk Tasarrufu Çıkmalı
Belki yine göz açıp kapayıncaya kadar geçti; ama Trabzonspor’un mevcut yönetimi, resmen bir yılını doldurdu. Umutla, heyecanla ve görülmemiş bir kitlesel destekle başlayan bir “Trabzonspor Yılı”ydı… Köstekle, hacizle, temlikle, çekle, senetle, kavgayla tatsızlaşan, sonra sözüm ona bir “uzlaşma” ile sakinleşen bir tuhaf “Trabzonspor Yılı”…
Herkesin uçurumun eşiğine gelindiğini düşündüğü, gördüğü, söylediği, lâkin kimsenin harekete geçmeye cesaret edemediği o karanlık günleri unutmak, bir Trabzonsporlunun hafızasının işleyebileceği en büyük suçtur bence. Sadece 31 Aralık 2000’den öncesini mi? Kongreden sonra yaşadıklarımızı da unutmamalı hiçbir bireyi bu kurumun. Trabzonspor’un kimler tarafından ve nasıl beş parasız bırakıldığı, yerel ve yaygın medyadaki belli odaklarca, “vefasal” ve “duygusal” hırslar uğruna ne denli hırpalandığı her an hatırda tutulmalı, daha aydınlık yarınlar için.
***
Önümüzdeki pazar günü Trabzonspor yeni bir kongreye gidecek. Birkaç hafta önceki Fenerbahçe maçının kaybedilmesi ya da kupadan elenilmesi halinde “seçimli”ye çevrilmesine kesin gözle bakılan bu kongre, artık resmen ve yalnız “malî” sıfatını taşıyacak. Ancak görünen ve gereken o ki, sadece “malî” olmakla kalmayacak.
Kongre öncesi Trabzon’da tansiyon yüksek değil, nabız nisbeten düzenli atıyor, solunum da yakın geçmişe göre çok rahat. Bununla birlikte, kurumun hâlâ çözüm bekleyen sıkıntıları var; bunların başında da “yapısal” sorunlar geliyor.
***
Hazırlıklara bakılırsa, 6 Ocak kongresi, bir tüzük tadilatına sahne olacak. Yani kongremiz “seçimli” olmasa bile “oylamalı”. Genel kurul üyeleri, yönetim kurulu odasındaki koltuk sayısını yarı yarıya azaltacak bir düzenleme için oy kullanacaklar. Büyük ihtimalle de, son dönemdeki ekonomik krizin dayattığı önlemlere bir de koltuk tasarrufunu (!) ekleyecekler. İyi de olacak hani…
Konunun fazlaca tartışılacak bir yanı yok: 30 kişilik spor kulübü yönetimi olmaz! Türkiye’de, kontrolü her ne olursa olsun elde tutmaya meraklı siyasilerin başlattığı ve geliştirdiği, başını siyasetten alamayan spor kulüplerinin de büyük bir aşkla benimsediği bu aşırı koltuk arzı, vakit geçmeden gerçek ihtiyaç düzeyine çekilmelidir.
Trabzonspor’un son yıllardaki kongrelerine ve yönetimlerine bir bakınız, kargacık burgacık bir “lego” oyunu göreceksiniz. Öyle yönetimler oluşturulmuş ki, “koalisyon” desek kifayetsiz kalır, hepsi birer “koalisyonlar koalisyonu” !.. Hiçbir siyasi görüş darıltılmamış, her partiden adam alınmış; her meslek dalı, her esnaf odası, her lonca birer temsilci vermiş yönetime. Her çarşı, her pasaj, her cadde bir adamını sokmuş kabineye. Parası olanlar, olduğu söylenenler, sanılanlar kapağı atmış içeri. Kapalı kapılar ardında, köftecide ya da peynirli yerken önerilen isimler, telefonla referans olunan “sevilen similar”… İlçeler arasındaki dengeler de etkisini göstermiş, hatta beldelerin, köylerin bile unutulmamasına özen gösterilmiş. Velhasıl, öyle bir kalabalık oluşmuş ki, yönetime girmek marifet olmaktan çıkmış.
***
Sevgili Trabzonsporlular! Böyle kalabalık yönetim kurullarının pek bir önemi yoktur ama, elbette bir mânâsı vardır: Otuz kırk kişilik yönetim oluşturmak demek, bilinen her türlü oy gücünü arkasına alacak bir kabine kurmak demektir. Peki bu kabine bu destekle büyük işler mi yapacaktır? Nerdeee! Zaten iş yapacak bir oluşum olsa, destek için neden bunca mavi boncuk dağıtsın ki! Seçimden önce hedeflerini belirler, projelerini ve kaynaklarını açıklar, yapacaklarını ve nasıl yapacağını anlatır; adaylarını ayrıntılı olarak camiaya tanıtır ve genel kuruldan oy ister. Her üye de, böyle bir listeye seve seve, vicdan huzuru içinde oy verir.
Demem o ki, bir kurumun başarılı bir şekilde yönetilmesi için “kitlesel destek” şarttır da, “kitlesel kabine” gereksizdir. Hatta ve hatta zararlıdır: Demokrasiyi geliştirmez, lâkin karar almayı güçleştirir; yaratıcılığı desteklemez, aksine yapıcılığı baltalar; yönetim odasına daha çok ve parlak fikir soktuğu pek görülmemiştir ya, gizli müzakereleri ve resmi tutanakları dışarı sızdırdığı çok olmuştur. Üstelik, odadaki sigara dumanı yoğunluğunu arttırır ki, bu yanıyla sağlığa da zararlıdır!..
Öyleyse, geliniz, bu malî kongreye, yönetim kurulu üye sayısının azaltılması maddesini de ekleyelim. Bundan böyle, sadece gerek ve yeter sayıda yönetici seçelim. Göreceksiniz, az sayıda yönetici çok daha fazla iş üretecektir. Dahası, aynı işi çıkarsalar bile, payda küçüleceği için adam başına yapılan iş oranı yüksek görünecektir; yani, daha başarılı (!) yöneticilerimiz olacaktır. İllâ kendimizi kandıracaksak, bundan güzel kandırmaca mı olur Allah aşkına!.. 2001