Yürürken Ciklet Çiğnemek
Futbola bu kadar ilgi duyulan , günlük sohbetlerin büyük bölümünün futbola ayrıldığı bir ülkede haftalık futbol dergilerinin uzun soluklu olamaması doğal mı sizce ? Gazetelerin önce spor sayfaları okunuyor , genelde konserve haber ve fotoğraflarla dolu spor gazetelerinin tirajları ciddi siyasi gazetelerinkine yakın düzeyde seyrediyor ve dahası raflar hemen her konuda çeşit çeşit dergi ile dolup taşıyorken..
***
Elimde , “ Süper Futbol “ isimli dergi var. 1 Numara Yayıncılık tarafından çıkarılan derginin Genel Yayın Yönetmeni Alp Can , Yazı İşleri Müdürü ise Yeni Yüzyıl Gazetesi’nin genç ve çok yetenekli yazarı Altan Tanrıkulu. Belki yeni olmasından , dergide pek fazla reklâm yok henüz. Fiyatı ise 100.000 TL ki , haftalık bir dergi için hiç de fena sayılmaz.
***
Derginin üçüncü sayısında Trabzonspor ve Trabzonsporlulara verilen yer , her zaman dile getirdiğimiz “ Bize haketttiğimiz yer verilmiyor “ yakınmasına meydan bırakmayacak genişlikte. Avrupa Kupası maçımız , Davor Vugrinec’in olumlu bir analizi , Metin Aktaş’a alışılmış övgüler ve İskender Eroğlu ile bol resimli bir röportaj.
***
Futbol ağırlıklı bir diğer dergi ise “ Fenerbahçe 2000 “ . Marmara Prodüksiyon tarafından aylık olarak yayımlanan bu dergi , Fenerbahçe antipatisi ile söylemiyorum , Süper Futbol’un yakaladığı düzeye erişemiyor ve Fenerbahçe ile gönül bağı olmayan futbolseverlere bir şey ifade edemiyor. Ağustos ayında dokuzuncu sayısı çıkan derginin Genel Yayın Yönetmeni ve Yazı İşleri Müdürü bildik bir isim Nermin Kartal. Aslen bir Fenerbahçe muhabiri olan Kartal’a , başta Kenan Onuk olmak üzere NTV’nin tüm tanıdık simaları yazılarıyla katkıda bulunuyorlar.
***
Evin çekmecelerini şöyle bir karıştırıyorum ve bir zamanlar Trabzonspor Kulübü’nce yayımlanan aylık derginin otuzuncu sayısını buluyorum. İsmet Ayyıldız, Necmettin Aytekin ve Hikmet Aksoy’un yönetiminde çıkarılan dergi , hatırlayacağınız gibi Kuzey Gazetesi matbaasında basılıyordu. Bugün yetersiz gibi görünen ama dokuz yıl öncesi için övgüye değer bulunabilecek derginin devamı gelmedi ne yazık ki. Bir de İstanbul’da Bülent kardeşimizin çabalarıyla yaşatılmaya çalışılan “ Bordo-Mavi “ isimli bir dergi vardı. Epeydir ondan haber yok.
***
Dergileri incelerken ister istemez iki sezon öncesine gitti aklım. O zamanlar henüz Trabzon’daki okuyucularla tanışmamışız. Sadece , İstanbul’da basılan aylık Karadeniz Birlik gazetesinde bir köşem var. Bir yandan da Ankara’da bir Trabzonspor temsilciliği açabilmek için uğraşıyoruz. Dönemin başkanı Faruk Özak ; alçak gönüllü , nazik ve çalışkan. Eleştirilecek yönü yok değil elbette. Ama Allah’ı var , gününün büyük bölümünü Trabzonspor için harcıyor. Kendisi ile görüşmelerimiz , yazışmalarımız Ankara’yı aşıp Oxford’a kadar uzanıyor. Takım yıllar sonra çok iyi bir ivme yakalamış ve Fenerbahçe ile müthiş bir mücadele veriyor. Ben , parazitli de olsa radyodan maçları dinliyor ; Türkiye’den gönderilen gazete küpürleri ve fakslarla ligi izlemeye çalışıyorum. Bir yandan da , hastanedeki araştırmalarımdan fırsat buldukça , İngiltere’deki futbol sistemini inceliyorum.
***
İngiltere’de çok sayıda futbol dergisi var ki , Süper Futbol dergisinin onları örnek aldığını söylemek mümkün. İngiliz futbolseverler çok şanslı çünkü herkes kendi kulübünün resmi ve gayriresmi dergilerini okuyabiliyor. Ben de hepsinden birer tane alıp inceliyorum. Özellikle Manchester United’ınki bir harika. Satır satır analiz edip bir rapor hazırlıyorum ve derginin bir sayısıyla birlikte Faruk ağabeye gönderiyorum. Birkaç gün sonra beni telefonla arıyor ve sohbet edip, dertleşiyoruz.
***
“ Dergi gerçekten çok güzel ama Trabzonspor’da yapılacak o kadar çok iş varki “ diyor. Doğru , Trabzonspor’da çözüm bekleyen sorun , adam bekleyen iş çok. Hem o kadar çok ki , hepsini sırayla yapmaya kalksak torunlarımızın torunlarına yetişmez. Trabzonspor tam bir devrim yapmalı. Kurumlaşmayı , promosyonu , İnternet’i , alt ve üstyapıyı eşzamanlı olarak plânlayıp hep birlikte yürütmeli. Bunun için de profesyonel kadrolar iş başına getirilmeli , işler ehline devredilmeli. Özak yönetimi işte o dönemde hep dile getirdikleri kurumlaşmayı ve profesyonelleşmeyi başaramadılar ; bir de lig yarışı trajedisi yaşayarak görevden ayrılmak zorunda kaldılar.
***
Bugün , Trabzonspor’da durum çok farklı değil. Kurumlaşma sağlanamadı. Bazı örümcek kafalıların , profesyonel kadroların iş başına getirilmesi fikrine karşı direnci sürüyor. Ve Trabzonspor yerinde sayıyor. Kulübün bir yayın organı yok , en yetersiz İnternet sitesi bizimki , en zevksiz promosyon ürünleri bizde. Şimdi gel de özellikle Trabzon dışında üç büyük kulüp taraftarları ile birlikte yaşayan Trabzonsporluların heyecanını en üst düzeyde tut. Evet , Trabzonspor’da yapılacak , yapılması gereken çok iş var. Ve biz bunların hepsini hemen şimdi , aynı anda ve hep birlikte yapmak zorundayız. Bu nedenle de şöyle bir ricada bulunuyorum : Yürürken ciklet çiğnemeyi beceremeyenler lütfen artık otursunlar ve bu camianın hızını kesmesinler. Çünkü , onlar tökezleyince biz hep birlikte düşüyoruz.