Futbolda Yeni Dönem
Yayıncı kuruluşun, daha önce maç bitimini beklemeden kulaklıklarını çıkaran yorumcusu dün geceki maçın sonunda kendisine yakışan yorumu yaptı ve mealen “Bu takımı bu hale getirenler utansın” dedi.
Mesaj belli ve klasikti: Şikeyi fazla soruşturdular, futbolcular yıprandı.
Sanki o futbolcular şikenin görmezden gelindiği aylar boyunca çıktıkları her grup maçında müthiş performanslar sergileyip üstün başarılar kazanmışlardı.
Oysa hepimizin çok net görmesi gereken bir durum var Türk futbolunda. Geleneksel mentalite eksikliğimizin üzerine bir de değerlerinin çok üstünde paralar sunulan oyunculara dayalı sistemin eklenmesiyle futbolumuz bir çöküş yaşadı. Daha doğrusu, bir dönem yaptığımız çıkışa bu handikaplarımız ket vurdu ve kendiliğinden gelir sandığımız başarılar, daha çok çalışana, hak edene gitti.
Şike de (soruşturması değil, ta kendisi) bu negatif sürece ivme verdi. Türk futbolu tümden yıkıldı. Atila Gökçe üstadın “Evlatlar, dibe vurduk!” başlıklı yazısındaki şu bölüm durumu çok net özetliyordu aslında: “…Ve bence bunu fazlasıyla hak ettik… Yasalara, kurallara, yönetmeliklere saygıyı hatırlayıp futbola yeniden sahip olabiliriz belki… Tekniğin yanı sıra etiği de hayatımıza katabiliriz. Bu bir umuttur, olabilir. Yapabiliriz.”
3 Temmuz’dan bu yana süregelen “Temiz futbolcular – Düzenin devamından yana olanlar” mücadelesinde bir ara kendinden beklenmeyen yazılar kaleme alan, spor basının Atila ağabeyinin şimdi bu paragrafı yazması bile başlı başına bir umut kaynağıdır gelecek için.
Bundan sonra yapılması gereken, tümden yeni bir düzen kurmak, yepyeni bir döneme merhaba demektir. Bu dönemde; samimiyete, dürüstlüğe, insanlık onuruna, mesleki etiğe ve emeğe hak ettiğini vermek mecburiyetimizdir. “Biz yaptık oldu”lara, “Bize bir şey olmaz”lara, “Böyle gelmiş böyle gider”lere artık son vererek çağdaş dünyanın yöntemlerini benimsememiz kaçınılmazdır.
Milli takımların bundan sonra nasıl yapılandırılması gerektiğini konunun uzmanları, deprem hocalarımız gibi nasılsa ekranlarda uzun uzun anlatacaklardır. Lakin iş onları sadece dinlemekte değil, dedikleri doğruları yapmaktadır. Yeni çöküşler ancak böyle önlenebilecektir.
Kırk yıldır izlemede olan bir futbolsever olarak düşüncem şudur ki, Türkiye’nin bir gün Avrupa ya da Dünya şampiyonu olması çok düşük bir olasılıktır. Ancak birbirimize karşı dürüst ve samimi olmak bizim bile yapabileceğimiz bir şeydir!
Gün, bir yandan cesaretle sorunların ve sorunları yaratanların üzerine giderken diğer yandan da belli kadim dengeler nedeniyle ülke futboluna katkı yapma şansı elinden alınanları desteklemek, herkese hak ettiğinin tam karşılığını dağıtıp sonra da bu ulusun hak ettiği milli takım ve milli taraftar karakterini yaratma günüdür.
Hepimizin yolu açık olsun…
12 Kasım 2011