Alaca Derbi
Ekşi Sözlük’ün “En Avrupalı Amerikan Yazarı” dediği Paul Auster’in, Rus edebiyatı klasikleri tadına, sarsıcı romanı “Görünmeyen”de ilginç bir ayrıntı var. M.Ö. 300’lerde yaşayan Lycophron’un eski Yunanca bir şiirinin İngilizce çevirisini pek anlayamaz, Auster gibi Columbia Üniversitesi’li genç şair ve çevirmen. Shakespeare ötesi had safhada ağdalı bir eski İngilizce’ye çevrilmiştir zira. İrlandalı yazar James Joyce’un, simgeler ve kelime oyunlarıyla dolu olması nedeniyle, dildaşlarınca bile tam anlaşılamayan, kazasız belasız çevirisi de pek mümkün olmayan “Finnegans Wake”ine benzetir hadiseyi.
Galatasaray maçı öncesi Trabzonspor camiasının bir kısmının hisleri de yukarıdaki gibi işte. Tanımlanması zor, başkalarının anlaması imkânsıza yakın. “İstanbul dışındaki tek şampiyon” unvanını, birçoğu haklı nedenlerle, paylaşmak istemiyorlar bir kere. Trabzon Galatasaray’ı yenerse, Bursa’nın hedefe yaklaşacağını biliyor, ancak derbiyi de kazanmak istiyorlar. Zor durum yani. Peki ya kazanmak? O da zor.
Bir de, sayıları ve etkileri giderek azalsa da, “Gizli Galatasaraylılar” var Trabzon’da. Bakınız, Trabzonspor’da demiyorum, zira Trabzonlu olmayıp da Trabzonspor’u tutanlar pür ve pürüzsüz bir Trabzonspor sevgisine sahipken, hayatı boyunca o kentten çıkmayıp da alaca olmuş, alaca kalmışlar lobisi var maalesef.
Oysa benim görüşüm nettir, Trabzonspor dendiğinde. Sözüm ve yazım da tabii. Her maçını kazansın, bu akşam da rakibini yensin isterim. Trabzon şampiyon olamıyorsa da, “hak etmek kaydıyla”, kim olursa olsun derim.
Bursaspor bu sezon daha gelişti. Öz çocukları, özverili ayaklar ve düzgün bir hoca ile, başkanlarının antipatikliğine rağmen, saha performansları ile takdir, sempati ve en çok puanı topladılar. Sağlam’ın bazı odaklarca desteklenebilir olması, Kızıl’ın TFF’deki şıklıktan yoksun etkisi, birer soru işareti olabilir, lâkin açık başarıyı gölgelemez. Dahası, şampiyonluk için yarışan diğer camiaların bin bir dereden aldığı bin bir desteği görmeyip, bir şehir takımını sorgulamak da “yansızlık” kelimesinin yanına yaklaşamaz.
Bursa şampiyon olursa, Trabzon’un 6 şampiyonlukla garanti ettiği gelirlere biraz daha ortak olacaktır. Ancak, o Bursa’nın, Trabzon’un yetmişlerdeki asil ve tertemiz başarılara giden yöntemi kısmen de olsa örnek alan bir Anadolulu olarak, o zaferlerin getirisini kısmen kullanmaya, bitmeyen yanlışlarla yüz milyonlarca doları çöpe atan özbeöz Trabzonlu yöneticiler kadar hakkı olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle de, Trabzon kazansın, Bursa başarsın diyorum.
(Mart 2010)